27 Eylül 2022 Salı

Lekeli Ciltte Lekenin Geçmeme Şartı Nedir? - Cilt Bakımı Üzerine #1

 

Girişimciliğini yaptığım Dr. Clinic firmamızın Altınbaşak ekibinde yer aldığımdan beri, cilt bakımı ile ilgili eğitimler almaya devam ettim. Ne zamandır da, "Cilt bakımı ve inandığım yaşam değerlerine kazandırdığım yeniliklerle ilgili bir yerden başlayacağım anlatmaya." diyordum. Ne zamandır ertelediğim bu serimi başlatmanın da zamanıdır. :) Şifa olsun efendim...  

Benim istediğim yine hep kendi cümlelerimle ve benimsediklerimle anlatmaktı ki, bu sebeple de bu konuyu burada ele almaya bu kadar geciktim. :) Bugün bana en çok gelen sorudan yola çıkarak, "Lekeli Ciltler" ile başlamak istedim. Eminim ortadan dalmadığıma, zira bu konu çok dikkat çekiyor şu ara... :) Meğer lekeli ciltlerle çok derdimiz varmış! Eğer cildiniz lekeli ise hiç ürkmeyin, doğuştan değilse bir çoğunun çaresi var demeye geldim işte bugün. Ama geç, ama erken; düzenli bakımla ve gerekirse de travma çalışmalarıyla (bu çok başka bir konu ama değinmeden geçemedim), lekeler de oluştuğu gibi geçiyor-geçirilebiliyor... 

Bu serim okundukça gelecek yorumlara ve de içerik önerilerine de beraber göz gezdiririz diye düşünüyorum. Zamanla daha fazlası da gelsin diye planlamamı yaptım çok şükür... :) Ama şimdi öncelik sırası, en çok soru gelen konunun; tek bir soru üzerinden açıklamaya çalışacağım... İyi okumalar dilerim.


Sorumuz şu; "Lekeli Ciltte Lekenin Geçmeme Şartı Nedir?"


Bu işte yer aldığımdan beri, "Ne iş yapıyorsun?" sorusunun cevabını "Dr. Clinic girişimcisiyim. Sağlıklı kişisel bakım ürünleri öneriyor ve bunları satıyorum." dediğim çoğu zaman, aldığım cevap – "Cildimde lekeler var, ama ne denediysem geçmedi. Lekelerim için de etkili bir ürününüz var mı?" Diyorlar. Konuşma şöyle devam ediyor; 

Ben: Peki, düzenli olarak güneş kremi kullanıyor musun? 

Cevapların yarısından çoğu: Ben düzenli hiçbir şey kullanamıyorum...

Ben: Güneş kremi her birimizin ihmal etmeden kullanması gereken bir krem. Lekeli ciltlerin de birçok lekesi, maalesef düzenli güneş kremi kullanmadığından sebep bir türlü geçmiyor...


-- Burada da yazımızın başlığında yer alan sorumuza ilk cevabım, güneş kremi kullanılmadığı takdirde lekelerin uzun vadede geçemeyeceğine dair olsun. Güneş kremleri cildimizi lekelenmelerin etkisinden korumakla kalmayıp, cildimizin güneşten doğru etkiyi alması açısından da fayda sağlıyor. O yüzden lekeli bir cilt için uygulanan bakım ve de kullanılan ürünlerden en doğru etkiyi almak için, yaz-kış güneş kremi kullanımımızı ihmal etmeyelim. Ki bu konu, sadece dışarıya çıkacağımız zaman diliminde dikkate alınması gereken bir konu değil; araba camından, evdeki pencerelerden ve bulunduğumuz kapalı ortamlardaki ışıklı ortamın ışıklandırılmasının da cilde etki ettiği unutulmamalıdır. Güneş kremi evden çıkmadan en az 15-20 dakika önce sürülmeli, gün içinde de 2 saatte bir yenilenmelidir.  

-- İkinci konu, önerilen ürünlerin düzenli şekilde kullanılmıyor oluşu! Bir tedaviye başlanıldığında, abartısız bir iki gün dahi ara vermeden devam ettirilmesi gerekmektedir. Düzenli bir ilaç kullanımını düşünelim veya en güzeli düzenli şekilde yemeye çalıştığımız vitaminli besinleri. Ne zaman yemeyi kestiğimizde o vücut gerekli depolamayı yapamıyor ve depodan vitaminler azalmaya başlıyorsa, önerilen tedavinin de “ekstra ciddi bir zararı dokunmadıkça” ısrarla düzenli kullanımı önem teşkil etmektedir. Bir o kadar da beslenme düzeninize, tedavilerimize yönelik eklemeler yapmamız çoğu zaman gereklidir...

-- Bir başka konumuz, ürünleri temiz cilde ve önerildiği gibi kullanmıyor olmak ki; diğer maddelerden önce bile yer alır. Lekeli cilde dair bakım konumuz, öncelikle cildin temizlenmesiyle başlamaktadır... Temiz bir cilde sürülen bir kremle, aksi şekilde üst üste özen gösterilmeden sürülen kremlerin etkisi aynı sayılmamaktadır! Düşünün ki camlarınız açık kalmış evde ve dışarıda çok rüzgarlı bir hava hakim. Açık camlardan içeriye o sırada evinizin önünde yapımı süren yol çalışmasının tozu toprağı doluyor. Balkonunuzu da, evinizi de temizlemeniz gerekiyor! Ne yaparsınız? Öncelikle o tozu toprağı, evin içerisinde ise süpürüp silmez misiniz? Balkonunuzu da tez vakitte yıkamaz veya aynı şekilde süpür sil yapmaz mısınız? İşte cilt temizliği de bu derece önemlidir. Evi süpürmeden silmiyorsanız, balkon zeminleriniz tozlu iken oturmuyorsanız; cildinizi temizlemeden de bir kremi cildinize sürmemelisiniz... :)

-- Bir diğer ve son konumuz da, lekenin doğuştan bir leke olmaması ve genetik bir faktörle iyileşmeyen yaraların sahibi olmamanız gerektiğidir. Bu saydığım iki etmen de, cilt uzmanlarımızın bize ısrarla anlattığı bir mevzu ve bazen çoğu kişinin önemsemeden geçtiği bir konudur. Doğuştan lekeler, cildin gen oluşumu sırasında kendi halinde oluşturduğu lekeleridir ve bunları geçirmek ancak ciddi ameliyatlarla geçerli olabilmektedir. Genetik faktörler de, değiştiremediğimiz genler kaynaklı ailevi sebeplerimize bağlanmaktadır... :)

 

İşte bu yazımızın baş sorusuna benim cevaplarım bunlar... Yorumlarda fikirlerinizi bekliyor olacağım. Dr. Clinic ürünlerimizin nasıl lekeli cildinize yardımcı olacağına gelelim şimdi de o zaman... 


Şimdi tüm bu noktalara uyabileceksek; cildinizdeki lekeleri temizleyebilecek sırrı veriyorum size, Dr. Clinic Leke Setimiz… J

Leke Kremimizle eczanelerde var olan bir firma iken, satışını biz girişimlere veren Dr. Clinic sayesinde; lekelerini geçirmeye devam ettiğimiz birçok kişi bulunmakta… Gelin size önerdiğim seri içeriğini tanıyalım:

1.) Öncelikle Güneş Kremi ile başlayalım. Yaz kış ihmal etmeden kullanmamız gereken güneş kremimiz, leke karşıtıdır ve üstte de önceliği ona verdiğim üzere; tedavimizin en önemli destekleyicisi konumundadır. Cildi terletmez, 50 SPF korumalıdır ve iki saatte bir yenilendiğinde leke bakımınıza ön korumalı halde destek vermeye devam edecektir.

2.) Leke Serumumuz; Ciltte asansör görevi görüp, krem öncesinde kullanılarak kremi alt tabakalara aktarmakta hızlı bir aksiyon almamıza yardımcıdır. Serumlar cildin alt tabakasından korumaya başlayan bakım kremleridir. Bizim leke serumumuz ise, ciltteki leke tabakalarını alttan üste doğru etki ederek temizlemektedir. Kolajen ve Salisilik asit içermektedir, yoğun lekelerde kremle beraber uzun süre kullanım sağlandığında kalıcı sonuçlar elde edilmektedir.

3.) Leke Kremimiz; İçeriğinde bulunan aktifler sayesinde; ciltte renk uyuşmazlığı giderilir, leke oluşumu önlenir ve cildin nem dengesi desteklenir. Siyah noktaları tedavi edip engellemede ve akne tedavisinde de etkilidir. İçeriği temiz ve de rahat kullanımlı olması açısından, serum alt tabakadan krem de üst tabakadan etki verir...

4.) Derinlemesine Cilt Beyazlatıcı Kremimiz ise; Cildin melanin sentezine etki eder ve cilt tonumuzu lekeleri beyazlatarak eşitler. Ciltte fiziksel beyazlık sağlarken, cildi açar ve güneşin zararlı etkilerine karşı da koruyarak görevini yapar. Uzun süreli kullanımda kalıcı sonuçlar elde edilmektedir. Argan yağı ve vegan hyalüronik asit cildi nemlendirir ve besler. 

 

Peki, sizin cilt bakım rutininiz ve de leke geçmişiniz nedir? :) Lekelere son demeye hazır mısınız? O zaman şimdi sizi mail adresime kendinizi anlatmaya bekliyorum… Ben sizi ve leke geçmişinizi tanıdıkça, sonrası güzel ve etkili bir tedaviye başlayabileceğiz. =)

Beni okuduğunuz için teşekkür ederim ve yorumlarınızla bu yazımın altında, devam edebilmem için ve de beğenip beğenmediğinize dair fikirlerinizi okumak isterim. Bu yazımı ihtiyacı olduğunu düşündüğünüz kişilerle de paylaşır mısınız? Daha çok kişiye ulaşabilmemde sizlerin desteğine ihtiyacım var da...

Sevgilerimle... 


22 Eylül 2022 Perşembe

Sezonumu Açıyorum - Eylül 2022 (Bu Bir Geri Dönüş Yazısıdır)

 

Ben bu sene geri dönüş yazılarına doyamadım. Şükür ki bunca ihmal etmemin üstüne burada okuyanlarım da hala var ama dilerim bu son olsun ki, bir daha bu kadar uzun ayrı kalmayalım inşallah... :) 


Koca bir yaz daha geçti, ayağımı bile denize havuza sokamadan. Koca bir yaz daha geçti, tatil havasında çok geçiremediğim halde; dolu dolu yazılar yazamayıp, bir dili daha gönlümdeki gibi layıkıyla bitiremeden... =)

Onun haricinde bir sürü şey yaptım ama bu yaz... Pandemi başladı başlayalı, deniz sahil ve güneş tatiline hala gidememiş olsam da, benim için en verimli yaz bu yazdı! Başlayalım yazı değerlendirme yazıma madem, iyi okumalar olsun.. :)


Sahilde stant açmalarımla başladım yaz mevsimine... Bu yaz hava şartları esinti gerekçesiyle çok zorlu idi. Akşamların bu sıkıntısından ötürü, toplamda haftada bir gün olmak üzere bir ay kadar durabildik. (ailem sağlığım gerekçesiyle ara vermemi istedi, yoksa her hafta bırakmadan devam etmeye niyetim vardı aslında) Ama bana çok şey öğretti gibi hissediyorum yine de. Bir benzeri geçtiğimiz Cuma oldu, sanırım o da bu sezonun son standı idi ve onun deneyimi de çok çok başkaydı...

Sahilde stant açmakla ilgili, çok değişik ve yerinde bir deneyimdi benim için diyebiliyorum. Öğrettikleri hem bu ana hem de hayata yönelikti. Sanki epey zamandır beklediğim bir şeymiş hissi vardı içimde. Hala da benimle... İnsanları evde oturduğum zaman dilimi içinde bir yere kadar anlayabiliyordum, gözlem yapma fırsatını daha derinden verdi bana. Bir noktada hala insanları anlayamıyorum, ama bu da belki bir heyecan bırakıyor olabilir. Yine de her anlamda, yaşadığım yerdeki insanları anlama yetimi geliştirdiğime düşünüyorum. Misal, Gemlik insanı "benim eskiden hatırladığım gibi değilmiş artık." Kitleler de gelişip değişebiliyor elbet, zamanın ekonomisinin ve de ortamının değiştiği gibi... Neler değişmedi ki, öyle değil mi? :)

Sahilde stant açmalara, kış boyunca elbet devam edemeyeceğim. Ama dilerim bu sene bahar erken gelir ve yaz tatili öncesinden başlarım stantlara yeniden. Bana kattığı özgüveni, o herkes gibi işe gidememiş olan yanımı doyuran varlığıyla bana bu işi daha fazla sevdirdi çünkü... Şu an kış gelse de, ürünlerimizi tanıtmayı ve anlatmayı bırakmayacağım dükkan sahipleri olacak biliyorum ki. Bu da bir gezme gitme gelme durumu oluşturmaya devam edecek bana. İyi ki diyelim, iyi ki ben de durmuyorum da devam ediyorum şükür ki... :) 


Yaz boyu sırası geldikçe kışa hazırlıkları yaptık sonra, bu kış neler neler olacak diye korkutuyor aldığımız duyumlar. Şu zamana kadar alınan duyumların gerçekleşip daha fazla hallerine bile tanık olduğumuz için olmaz da diyemiyoruz... Kış çok soğuk, çok zorlu ve de gıdadan yana çetin geçecekmiş. Dünyanın durumu malum; doğalgazını kapatan ülkeler mi demezsiniz, savaşan ülkeler mi... Ülkemizin üretimden yana azalan kısmını da düşününce, ah olur mu olur diyoruz kısaca... 

Her sene yapılan kış hazırlığı bu sene biraz daha buruk esasında. Pandemi başladığı senenin sonrasında, annem ve ablam çok fazla pazarda vakit geçirmemek için arttırmıştı hazırlıkları. Öncesinde soğan ve sarımsak alıp dolaba atmıyorduk mesela, şimdi onu da yapıyoruz. Bezelye, fasulye ve de turşu için gıda hazırlığı haricinde; son 1,5 senedir annem kendi sirkesini de sağlığımız için kendi yapar oldu. Fotoğraflardaki elmaları da ben sirkemiz için ayıkladım bu yaz. Bir o kadar daha ayıklamıştık bir kaç hafta öncesinde, annemle ikimiz... 

Bezelye ayıkladık, nane ayıkladık, defne ayıkladık, birkaç gün önce de kurutmak üzere reyhan ayıkladım. Bugün annem kurumuş Reyhanları da kaldırdı... Bu uğraşlar kışı sevmiyor olmama rağmen beni mutlu ediyor aslında, herhangi bir dizi film ve video izlerken bu işlemleri yapmak dehşet rahatlatıyor. Daha iki gün önce, bu piknik tarzı yerlerden alınarak biriktirilen çatal kaşıkların içerisinde bulunan baharatları mesela ayırdım baharatlıklara. Kekik, nane, karabiber, tuz ve acı biber... Acayip rahatlatıcı bir uğraşmış o da. :)

Seneler önce şu ilk atağımı geçirdiğimde de bu gibi uğraşlar benim zihnimi berraklaştırmıştı... Hala zamanı geldikçe yapılan bu uğraşlar çok rahatlatıyor. Allahım cümlemize ağız tadıyla kışlık hazırlıklarını yemeyi ve bir o kadar da keyifle hazırlamayı nasip etsin... =)


Sonra Bu Yaz Da Baya Örgü Ördüm...


Bir pembe yenidoğan yeleği ördüm kurban bayramında mesela. Öncesinde ip yetersizliğinden sebep füme 2 yaş bebek yeleği ördüm, bayram sonrası ipini temin edip tamamlayabildim... Bir yarım kalan yeşil şal bitirdim, bir de siyah başka bir yarım şalımı bitirdim... :) 

Bunları yazın yarısından sonrasına kadar sığdırdığım için çok mesut buldum kendimi sonrasında da! :) Son haftalarda çok fazla örgü ördüğümü söyleyemeyeceğim, bir yerden sonra benim için bile sıcak olmaya başladı öğle vakitleri... Ama genel anlamda çok geç geldiği için yaz, bu bahsettiğim örgüleri ve iki adet daha yeleği örebildim! Her birinin dikimi tamamlanmış olsun, buraya yazısını da koyarım instagram adresime paylaşımlarını da inşallah! 

Şimdilerde de bir kazak örüyorum aslında kendime. Üç renk olması üzerine giriştim; siyah, gri ve koyu sarı... :) Aklımdaki gibi olursa süper bir kazak olacak. Yabancı bir örgü hesabı var, ören kişi de çok başarılı bir erkek. Kendisinin şirketi olduğunu da okudum gönderilerinde, kendine ait bir atölyesinin de.. Benim bu hesabı tanımadan önce şerit şerit bir hırka yapmışlığım vardı kendime, şimdi de ondan cesaret alarak modellemesini yaparak bu sefer de bu kazağı yapıyorum. Bitince çiçek gibi olacak! =)


Az Ama Öz, Kitap Da Okudum... 



Çok net farkındayım ki, geçtiğimiz yazlara nazaran ne yeterince kitap okudum ne de yeterince dizi film izleyebildim! Bu yaz 7-8 tane kitap bitirdim, ama tek bir tane dizi bile bitiremedim. Bu da benim eksik kaldığım noktam olarak gördüğüm bir mevzu şu an. Dizi film izlemeye çok vakit ayıran ve bundan da çok keyif duran biriydim. Bu yaz vakit bulamadığıma bir nebze sevinsem de, odaklanamadığıma da üzüldüm...

Kitap okumalarıma daha ağırlık vermeye bu geceden kararlı olarak geri döndüm de, bu hafta itibariyle dizilerime de dönüyorum. Bu yazımla yazılarıma geri dönme uğraşımı gösterdiğim gibi, bu hafta dizi ve filmlerime de dönme başarımı görmeyi çok istiyorum! :)

Misal, en son Extraordinary Attorney Woo isimli bir kore dizisine başladım. Tek sezonluk bir dizi şu an, ben başladığımda 17. bölümünün yayınlanması bekleniyordu... En öncelikle, onun 7. bölümünde kaldım 2 hafta önce. Ama bir bölüm bile ileri gidemedim henüz. Bugün neredeyse tüm gün dışarıdaydım yine ve tüm işlerimi hallettim şükür ki. Yarın yine evde olacağım, iki bölüm izleyerek bu kararımı destekleyeyim diyorum! :) 


Dışarıda Olmaktan Bahsedince; Benim bu yaz en başarıyla gerçekleştirdiğim konu, hayata atılma planlarımda kararlı davranmak oldu... (=  

Son madde olarak buna da yer vermeliyim...

Şu fotoğrafları görüyor musunuz? Son 1 aydır hayatın içinde ciddi anlamda yerimi almayı başardım. Bu fotoğraflar o anların bir kısmına dair... Mesela bu hafta sahile tek başıma oturmaya gittim işlerimi bitirince ve orada bir video çektim, kendi mutluluğumu anlatmak için. Anlattıkça çok rahatladığımı farkedince de, bu videoyu instagram hesabıma ekledim. O videoyu burada bulabilirsiniz... :) 


Akülü sandalyemin aküsünün yenilenmesinde bu durumların çok etkisi var. Biraz da benim yavaş yavaş tek başıma bir şeyler yapma isteğimin ve cesaretimin etkisi var elbet... Önce bir arkadaşımın tanıdığı bir kuaför dükkanındaki bir ablayla görüşmeye gitmeyi planlayarak başladım bu işe. Sonra bu durum tek başıma gezmeye, birkaç kuaför ve de arkadaşlarımla görüşme ayarlamaya, bu durumu besleyerek kendi alışverişimi yapmak ve bu deneyimlerimi paylaşmak üzerine gelişti... Bunları netlikle instagram hikayelerimde paylaşmaya çalışıyor ve devam ediyorum. 


Beni mutlu ettiği ölçüde yakınlarımı da mutlu ettiğini görmek beni daha da besliyor inanır mısınız... Ciddi olarak kendimi son 1-1,5 aydır çok daha iyi hissediyorum... Ağustos sonuna doğru başlamıştım, şu an aldığım yol çok güzel. Bu konuda bir deneyim yazısı yazacağım. Bilin isterim, yıllar sonra hayatın içinde yer almanın ne hissettirdiğini ve her birimizin neleri bilerek veya bilmeyerek gözden kaçırdığını... :)

Cümlelerimi şöyle toparlayacağım; kendi iş görüşmelerimi yapıyorum, kendi başıma tedavime gidiyorum, eve ihtiyaç grupları görülecek şeyleri alabiliyorum, kendi planlarımı yapıp işlerimizi halledebiliyorum... Dahası da zaman içerisinde olacak diye hissediyorum. Bu durumlara çok mutlu oluyorum. Arkamda desteklerini asla hissettirmekten geri durmayan canım ailem, iyi ki varsınız. Sizler sayesinde bu kadar cesaret ve umutla yollara devam ediyorum. Allahım sizleri yanımdan başımdan ve canımdan eksik etmesin... <3 

Bir de benimle beraber sevinen, benim aktif olduğum ve uğraşlarımı gördükçe umut dolanlara Rabbim gönüllerine göre versin. Gördüğümüzden geri bırakmasın Allahım... :)


O zaman şimdilik benden bu kadar. Döndüm diyoruz öyle değil mi? Diğer yazılarımda da görüşmeye devam edeceğiz. Sevgilerimle... :) 

11 Ağustos 2022 Perşembe

Olağandışı Bir Düzen Hali - Ağustos 2022

 

Temmuz'un ardından, Ağustos daha ciddi olarak bu hafta başında başladı sanki bende!

Kendime değer veriyor ve şansımın kendime yönelmekle artacağına inanarak yazıyorum, hafta başından beri günlük planlarımla ilerlemeye devam ediyorum. :) Bir gün önceden planladığım hiçbir planı es geçmedim daha şu güne dek ve hafta bitmek üzere bile! 

Olağandışı bir düzen haline gelince, ben dün yaşadığım çevrede dün öğlen boyunca tek başıma fizik tedavime gittim ve çarşıda işlerimi halledip döndüm. :) 


Güne solunum egzersizlerimle başladım önce, öğlene veya akşama bırakmadan... Normalde her gün yapmaya çalıştığım bir Triflo ile solunum çalışma rutinim var; tam 2,5 aydır. Diğer solunum aletimi Trifllo'dan daha az kullanır oldum artık. Çünkü Triflo'dan aldığım etki baya gözle görünür hal almaya devam ediyor... (Son durumumdan fizyoterapistlerim de memnun) :) Dün instagram hikayemde solunum egzersizimi kullanırken video çekip, kendim için ve hepimiz için önemini de anlattım. Güne böyle başladım... 

Sonra iki gün önceden ayarladığımız üzere, fizik tedavi sonrası bir arkadaşımın arkadaşının kuaför dükkanına gidecegim için  eve erken dönmeyeceğimden sebep yalnız başıma gidecektim fizik tedavime. Saat 12'ye kadar çantamı, kendimi ve yanımda götüreceğim ürünlerimin hazırlığını yapıp çıktım evden. Kendime güvenim, kendimce duyduğum heyecanım ve mutluluğum çok başkaydı. 

Esasında tam anlamıyla ilk değildi tek başıma engelsiz taksiyi kullanışım. Tek başıma gidip, mutlaka annemlerle dönmüştüm mesela daha öncesinde. Ya da annemlerle inmiştim Gemlik'e, Engelsiz Taksiyle eve dönmüştüm ve annemleri beklemiştim. Neyse, Çarşamba günkü (10.08.2022) başka bir yenilik ve olağandışı bir düzen hali idi; çünkü kendim planladım, fizik tedavime gittim, oradan çıkıp engelsiz taksi ile görüşmeme gittim ve oradan da çıkıp kendi başıma Gemlik'te dolaştım. Çok ama çok uzun zaman sonra oldu bu durum! Ben çok önceden oturduğumuz çevrelerde dolanmayı, Gemlik'te dolanmayı çok özlediğimi farkettim böylece... :)

Görüşmem bittikten sonra, beklediğimden kısa sürmüştü, hemen bir plan çizmem gerekti ve çok eskiden beri oturduğumuz dereboyuna doğru yol aldım. Kendimi bilmediğim komutların içerisinde buldum. Kalbim ne dediyse öyle yaptım... Engelsiz Taksiye "1-1,5 saat sürecek muhtemelen işim, ararım ben sizi buradan alırsınız beni." demiştim öncesinde. Kendim yaklaşık 500 metre öteye ilerledim sonra ve yalnız başıma çarşıda oluşumu farkettiğimde kameramı açmaya karar verdim... Çok değil, 5-10 dakika ilerlemiştim daha kamerayı açtığımda ve arkamdan gök gürledi. Hafif bir yağmur çiseledi, "şansım güzel, bereket yağıyor." dedim içimden ve dışımdan. :) 

Bundan hemen öncesinde de çocukluk arkadaşımı aramıştım, "işyerinde misin geliyorum yanına" diye. Ona da taa geçen seneden verdiğim bir ziyaret sözüm vardı. Onu da gerçekleştirebilirim dedim. Üstüne yağmur yağdı, bir kadın beni gördü ve "şemsiyen var mı?" dedi. "Yok, ama şu ilerideki onur marketin oraya gidiyorum." dedim. "Çok hızlı olman lazım, yağmur bastıracak." dedi. "Umarım, çok teşekkürler." dedim ve ilerledim. Bu muhabbet çok hoşuma gitti, "tatlı dilli insanlar iyi ki var!" dedirtti. Bu konuşma da kamerama yansıdı ve bana çok güzel bir anı daha kaldı...

Farkında mısınız bilmem, çok basit görünen şu irtibatı bile özlemişim; çok anormal şekilde güzel geldi... :) 
...


Bu asansör görüntüsü fizik tedavide iken kendimi çektiğim halim. Üstteki anlattıklarımdan öncesi yani... Bunları yaşamadan önce de sadece hayatın içinde bu halde var olduğuma da sevinerek çektim fotoğrafımı.

Tüm bu anlattıklarımın ardında, bu sefer yanımda değil; evde ve hep arkamda, destek olarak ve yapabileceğime inanarak var olan ailem sebep tabii yine. Onlar yoktu yanımda havasında anlatmıyorum bunları, hayatın içinde onlarla beraber hayalini kurduğumuz durumu anlatmak için anlatıyorum. 

Onlar da kendi işleri ve güçlerinde iken, ben de tek başıma yine bana uygun imkanların sayesinde hayatta yeniden yer alabiliyor olmak istiyordum. Annem evde idi yeğenlerimle, babam saat 3'te işe gidecekti yine ve benim tek gidip işlerimi bitirip eve dönebilecek olmam; okul okuduğum zamanlardaki gibi ayakta olduğum gibi hayatta olarak, bu kadar kolay olabilmeliydi işte...

Engelsiz taksi desteği, Gemlik'te bu zamana kadar yapılan en iyi hizmetlerden biri. Ekim 2021'den bu yana kullanıyorum, akülü sandalyemle binmek ve yine akülü sandalyem ile inmek; benim hayatın içinde olmamı sağlayan şey oldu. Kendi imkan ve cesaretimin zamanla oluşan yeriyle bu da oldu yani... Bana sunduğu kolaylıkla beraber, çok hayalim gerçekleşti ve gerçekleşmeye devam edecek. :)

Konuyu dağıtmayalım. Biraz ileride peynirci baba vardı, onun çadırının altına saklandım; yağmurdan kaçan diğer birkaç insanla beraber. Çok ıslanabilirdim o yağmurda, elimde telefon ve de torbanın üst tarafında görünen ürünlerin kutuları olmasaydı... Islanmayı özlemişim, ama en çok da "sıradan bir şekilde insanlarla beraber yağmurdan kaçıp, yüz yüze gülmeyi" özlemişim. İşte bu sebeplerden dolayı "Olağandışı bir düzen hali" idi o gün... Kendimi bir kez daha aşmış, hayata cesaretle atılmıştım. 1,5 aydır ertelediğim o aramayı yapıp görüşmeyi kendi gidebileceğim saat ve duruma göre uydurarak... =)

Devamını yapmak istediğim çok güzel bir düzen haline daha, bu hafta girmiş gibi hissediyorum kendimi. Hayatımda daima bir oluşum oluyor ve bir diğerinin üzerine küçük veya büyük şekilde bir gelişim taşı koyuyor. Son 1,5 senedir yaşadığım şey net olarak bu... Ama bu bazen çok küçük ve görünmüyor bile, bazen digerleri kadar ile gidemiyor ve geriye bile düşürüyor. 

Ama o gün beni cok net yerlere taşıyacak,  bana böyle hissettiriyor. Ve o gün için bir reels videosu da hazırladım dün, bakmak isterseniz burada bulabilirsiniz... (:



10.08.2022'yı hep güzel hatırlamak istediğim için, yazıyorum bugün. Harita mühendisi arkadaşımı iş yerinde ziyaret ettim, 1,5 saatimi onun yanında geçirdim. Beraber kahve içtik uzun zaman sonrasında, onun kendi işi ve benim kendi işim vardı. Üstelik ona uğramadan önce bir iş görüşmesinden dönmüştüm. Ne güzel şeyler yaşıyorum, çok şükür ki çoğunun nerelerden sonra geldiğini de bildiğim için "tarifini yapamayacağım kadar kıymet veriyorum ve kıymetli buluyorum". diye düşünüyorum...

İlk atağımı geçirip de, bir süre atlatmakta zorlandığımız kasılmaların ardından; son atağımı geçirip de artık gerçekten çalışamayacak durumda hissettiğim nice anlardan sonra... Üstelik bir de bir iş yerinde 8 saat boyunca oturmanın beni nasıl köreltebileceğini görüp deneyip ve de başaramayınca olan bu durumlar; çok ama çok anlamlı! Şu an bu yazımı okuyup da, kendi koşullarına hayalleri uymayan ve karşısına çok engeller çıkan arkadaşlarım; kendinize ve hayallerinize inanmaktan vazgeçmeyin. Hayal ettiğiniz gibi olmayabilir, şekil değiştirdiği ölçüyü de denemeyi ihmal etmeyin!

Tavsiye veya hayatın mantığına ayak uydurma diyelim; olmayan şeyler için, "bir daha asla mutlu olamayacağım" diye düşünmeyelim... Çok uzun zaman boyunca, dışarıda herkes gibi çalışamıyor olmama çok içerlendim. Benim hayalim böyle evde olmak değildi çünkü. Bu senenin ilk yarısının sonunda bile bu duruma hiçbir şey çare olamıyor diye çok üzülüp ağladım... Şimdi son 2 aydır farkettiğim bir şey var ki; uzakta aradığım şey, olmadığı için benim için (teselli değil bu) en hayırlısı. Sağlığım buna el veriyor, zorlandığım şey ve bana göre ayarlanmayan iş durumları beni daha çok üzüyor ve yıpratıyormuş.. 

Bir iş düzenim olsun, "bu benim işim olsun ve ben bundan ötürü kendi kazancımı kazanabileyim" dediğim iş elimin altında imiş meğerse... Daha atak bile geçirmeden önce internetle tanışmam, sandığım gibi oradan tanışacağım kişilerle ilgili bir durum değilmiş. Benimle ilgili bir durummuş. Uzakta sandığım iş düzenim, elimin altında ve benim sağlığımın da gerektirdiği şekilde "benimle her yerde olması, mental ve de beden sağlığım açısından en güzel şekilde olacakmış." :)

2020'den beri çok net aydınlanmalar yaşıyorum hayatım adına, yaratıcının benim için yazdığı düzeni ve değiştiremediğim bazı şeyleri "belki de neden değiştiremediğimi" açıklıyor gibi değil mi? En azından ben öyle düşünüyorum. Belki beden sağlığım bile öncelikle olmayan şeylerimi kabullenmemle gelecektir, dediğim süreçten beri "2-3 aydır" hayatımda sağlık açısından dahi daha güzel geçen günlerim oldu. Beklenmedik gelişmeler, değişimler, bereketli işlemler ve de daha net güzelliklere sebep olabilmem; şu ara bir tek şeyi kabullenmemle beraber oldu. 

Bu sözü ettiğime hayret ediyorum şu an ama gerçek bu; 

"Gençlikte kurduğum hayallerimin esiri olarak mutsuz olmaktansa, gerçekten her yolu denediğim ve denettirdiğim halde olmadığını kabullenerek mutlu olmayı seçiyorum."

Olanda bir, olmayanda bin hayır varmış; görebiliyorum. Rabbime bir kez daha şükrediyorum, şu anki düzenimizi de çok daha fazla seviyorum...

Deli gibi rutine binmiş bir iş kalabalığım yok belki, her gün gece iş kaygım da yok ama...

Bir gün değil her gün hayatın keyfini çıkarabiliyorum. Dr. Clinic ile network hayatındaki yerimi de, hayatımdaki yeni düzeni de seviyorum... 

Ekibime katılmak isterseniz de, başvuruları mail adreslerim veya sosyal medya hesaplarım üzerinden takip ediyorum. Bana yazmayı unutmayın, beni yorumlarda yalnız bırakmayın. Sevgiler... :))


23 Temmuz 2022 Cumartesi

O Benim Amcam - 22.07.2022

22 Temmuz 2022 Cuma; 10-11 gün kadar öncesinde kalp krizi geçirdikten sonra hastane macerası başlayan canımız amcamız İbrahim Kösegil, hayatını kaybetti.

Canım amcam, ardından bakarken hiçbir pişmanlık ve de kötü bir şey hatırlamadığıma mutluyum. Ama senin böyle kaybolacağına inanmak istemiyorum. Sabah vardın şimdi yoksunları inanmak bugün için hala zor. 

Öğütlerini sevdiğiniz saygıyla aldığınız, sizi severken mutlu olduğunuz, bir de çok sevdiğiniz aile büyükleri olur. Amcam öyle biriydi benim için. Gidip o büyüğü ziyaret ettiğinizde mutlu oluyorsanız, huzur doluyorsanız ne mutlu. Amcam böyleydi bizim için... Onun hayatı boşa geçmiş bir hayat olmadı şükür ki, anlattı öğütledi bizi. Çevresine faydalı olmaya ömrünü adamis baba, amca ve dede idi... Arkasında gözü yaşlı bir aile ve sevenleri kaldı. Seveni bol, güzel anılarla dolu bir geçmişi bırakıp gidiyor. Uğurlar olsun, Rabbim merhametiyle karşılasın...

Bana son yüz yüze görüşmelerimizden birinde, dönüp "Özünü ve dürüstlüğünü kaybetme. İyi kal sen, hiçbir zaman zarar gelmez iyilikten kızım." Demişti. Öğütleri güzeldi, kimsenin canını yakmak uerine değildi. Öğüt vermeyi sever ve öğütlerinde kendinizi buldururdu... Sevip saydığım büyüklerimin öğütlerini aklımda tutmak ve kalbime yazmak gibi güzel bir alışkanlığım var. Amcamın sözleri ve onunla anılarımızda böylece aklımda kalacak işte... 

İyileşecekti ve biz tekrar ziyaretine gidecektik ya hani. En son bayramın ilk günü aramıştım ve "Bir tane amcamız var, elbet arayacağız." Demiştim. -Bu sefer bu bayram, bir tek amcamı aradım ben!- 

Kapatırken "İyi bak kendine amcacım, ellerinden öpüyorum" Dedim. Gözlerimden öptüğünü iletti o da. Son konuşması olduğunu bilse insan, kapatır mı o telefonu kolayca... Beni telefonda sevişi, benimle yine o güzel dualarıyla ve mutluluğuyla bayramlaşması, "Ah Didemim, iyi ki aradın yine." Demesini hep sevdim, çok özleyeceğim.


Amcamın aile ağacını tuttuğu ajandanın fotoğrafları var sonra bende. "Bir gün ben gidince kim tutar devamını bilmem, ben tuttum sahip çıkın siz de geçmişinize!" Demişti.

"Allah gecinden versin amca, sağlıklı uzun ömrün olsun. Daha çok yazarsın inşallah." Dediğimde de, "O ne derse o olur yavrum, illa ki gideceğiz." Demişti. İnançlı, çevresine katan ve elinden geldiğince kendini de geliştiren biriydi. 

Öğlenden beri içim almıyor, artık Bandırma'ya gidince onu evinde bulamayacak olmak dokunuyor. Bayramlarda arayamamak, o arayıp da bazen "aramadın yeğenim" deyince özür dilemek. Hayatta kaybetmeden kıymetini bilemediğimiz ne güzel lükslerimiz var, gördünüz mü? İşte bunlar da benim bugün kaybettiğim lükslerim...

Amcamdan bir daha öğüt alamayacağım, dilerim zaman geçtikçe onun evlatları kuzenlerim bana onun öğütlerini anımsatır. Bana söylediklerinden daha da fazlasını...

Yazmadan rahatlayabilmemin mümkün olmadığı konulardan biri, sevdiğim birinin kaybıyla başa çıkabilmek. Salı günü onu görmeye gittiğimizde corona yüzünden hastaneye girip de onu göremedim ben. Umarım bu gece o beni görmeye rüyama gelir. Birkaç fasıl öğüt verip, "yeğenim benim Didemim, seni çok seviyorum." Der. 

Bayramdan önce mutlu olduğumu okuduğu bir Facebook gönderimin altına yazmıştı; "Aferin benim güzel kızıma başarırsın sen öpüyorum" Ömrümün geri kalanında bu hissiyatı hiç unutmayacağım. Bana inancına sevgine ve de desteğine minnettar idim amcam. İyi ki benim amcamdın, ben seni çok sevdim. Rabbim de seni çok sevmiş, daha fazla çektirmedi belki de; kalbi yorgundu demişler ve sen gitmişsin. 

Çok güzel yazıyorsun okuyorum mutlu oluyorum demiştin, hep yaz demiştin daha da çok yazacağım. 

Bana bakışını, hastalığıma çok üzüldüğünü söylesen de; hayata sen gibi bakıyor ve duruşumu bozmuyor oluşumu sevdiğini söyledin. Bunu da bozmadan devam edeceğim...

Seni seviyorum, bir amca ancak bu kadar sevilebilirdi. Yattığın yer dinlendirsin, Allahım sana rahmetiyle merhamet eylesin. Mekanın cennet olsun amcacım... <3 Sen Musa oğlu İbrahim, sen de seni sevdiğimizi unutma... 


19 Temmuz 2022 Salı

Doymadığımı Düşündüğüm Bayram Tatilinin Ardından - Temmuz 2022

 

Upuzun bir başlık yazdığımda da mutlu oluyorum, yazı içerisinde upuzun cümleler kurduğumda da... :) 



Bu fotoğrafı yeni haftanın ilk günü öğlen vakti çektim. 12.28 idi uyanmıştım ve kendime gelmesi biraz zor oldu. Haftaya geç ama sağlam başladım yani. Bir haftadır az, son iki gündür de ağrılarımdan ötürü hiç uyumamış olduğum için dinlenmiş halim bu oldu esasında.

Bayram tatili bitti, yeni bir haftaya başladık ve ben bu haftanın ikinci gününde yazıyorum işte şimdi... Dayım, yengem ve İncim burada idi bayram tatili boyunca. Onlar Cumartesi günü gittiler, biz tatilin bittiğine ikna olma çabasındayız. Doyamadığımı düşünüyorum, ne tatil dolu günlere ne de yengemlere... :) 


Anı biriktirmek nasip oldu şükür ki, ama bir o kadar da tatil haline biraz kaptırdım yer yer kendimi. İşime odaklı devam ettim instagram ve sosyal medya paylaşım ve görüşmelerime, ama yazmalarıma çok fazla ara verdim. İçimde birikti nicesi... Bazı boş anlarımı, elimi meşgul edebilmek için uygulama kullanımları ile doldurdum. Beyni boşaltmak ve de yeni işler için biraz yer açabilmek için faydalı olabilir diye düşündüm.

Arife günü başladık tatile. Önce yengemlerin geldiği arife günü akşamı, bir gün gecikmeli olarak ayarlanmış olan yeğenim Kağanın doğum gününü kutladık. Yine Corona başladı beri uzun aralıklarla görüşüyor olmamızdan ötürü, kutlayamadığımız her şey adına yedik pastayı. 1,5 senedir yeni adet oldu bizde bu mesele. Nice kutlamalarımıza olsun daha, sağlıcakla inşallah... :) 

*Ara Not: bu meşguliyetlerimde C2me uygulamasında hesabımı yeniden açıp kullanmak hatasına düştüm. Her defasında ne kadar aşırıya kaçabilen doluşabilir ki oraya, diyorum ama oluyor işte. Sohbet edebilecek insanlara inancım benim bile tükenmek üzere. Çok fazla dertlendim, insanlarımız adına. Edep, anlayış ve de karşındakinin isteklerine itimat hiç kalmamış... Ben ettim siz etmeyin diyebilirim, seviyeli insan sayısı yok denecek kadar azalmış. Sohbetler cıvık ve de çoğu +18 odaklı ne yazık ki...

Şayet var ise çoook boş vaktiniz, tamam sohbetle doldurmaya veya birilerine tahammül etmeye devam edebilirsiniz. Sanırım ben de bayram sebebiyle biraz tahammül ettim işte. Neden bilmiyorum, bayram münasebetiyle işlere de geç başladık bu ay ya; Allah işsiz veya uğraşsız bırakmasın kimseyi. :) Satışa, satışla uğraşmaya çok gönül vermiş ve alışmışım şükür ki... =)

Bayrama gelince; kalabalık bayram kahvaltısını çok özlemişiz. Biz ailecek, ablamlar ve biz oluyorduk; elbette yine mutlu oluyorduk. Ama şimdi +3 ile daha kalabalık bir bayram sofrasında olmayalı çok olmuş gibi geldi, tadını çıkara çıkara bayram sofrasında idik yine ilk gün. Çok şükür ki, Allahım nice sağlıklı ve mutlu birliktelikler ve kalabalıklar nasip etsin... Yaklaşık 10 günlük birliktelik çok iyi geldi doğrusu, tüm telaşı ve de yer yer uykusuz kalmalarına rağmen. :) (uykusuzluk benim kendime bağlı durumlardandı esasında...)

Allah kabul etsin, ablamlar kurban kestiler bu bayram... İlk gün akşamı onlarda idik; kurban ya da ramazan bayramı farketmez, bayram demek benim için kalabalık bayram sofrası ve yaprak sarması demektir... :) Annemler o gün akşam yemeği telaşında iken, sarmamı yiyerek kitabımı okuma derdine düştüm ben de. Eğlencemde idim yani kendimce, üstelik çocuklar da (yeğenlerim ve kuzenim) oyun derdinde oldukları için beraber; kitabıma, sohbetler arasında yalnızlığıma çekildim yemek telaşlarında iken işte... 

Bayramın ikinci günü büyükler gezmede, birkaç iş güç peşinde iken; biz oturup çocuklarla en sevdiğim oyunu oynadık, Kelime Oyunu Scrabble... :) O günün akşamı idi sanırım, Kumla'ya gezmeye de gidildi... 


Bir piknik de sığdırdık bayramın 3. gününe, iki araba gittiğimiz arabayla; sabahtan akşama dek piknik alanında idik. Garip bir gündü, sonu üzücü bir haber alarak noktalandı. Akşamımız eve gelip yorgunluğu atmayla geçti sonra...

Kitap okuduğum, günün nabzını tutmaya çalıştığım bir piknikti.. İki gün sonra piknikte vefat haberi aldığımız, annemin dedesinin eşinin abisi için okuma yapıldı; anneannenin evinde. Dedem desem karışacak diye ısrarla böyle yazıyorum, Bayrama kayıp da karıştı işte böyle... Bir de bayramın ikinci günü idi, amcamın hastaneye kaldırıldığı haberini de aldık. Şifa olsun inşallah dualarıyla, kısmetse bayram sonrası gitmeyi düşünüyoruz amcamın yanına da... Dedim ya telaşlı, garip bir bayramdı. Ne hissedeceğimi bilemedim doğrusu bir ara...

Okuma durumu da bittikten sonra, bir gün de sabahtan akşama kadar başka dayımın evinde vakit geçirdik; Antalya'dan gelen dayımlarla... Elimdeki kitabı bitirmiştim, yeni bir kitaba da o gün geçmiştim. Temmuz ayı için 4 kitap bitirme hedefim var kendi adıma, üçüncü kitaba geçtim bayram sonrasında da... :) 

Bir de bayramda bir örgüye devam ettirmeye çalıştım kendimce, sohbet muhabbet içerisinde... Bayram ve tatili, yine de iyi geçti bu şekilde işte... Bayram sonrası iyi haberler de alabiliyor olmak dileğimle diyorum şu sıralar...


Sonra veda vakti geldi işte; Corona'yı en çok da bu sebeple sevemedim, ekonominin kötüye gidiyor oluşunu yaşıyor oluşumuzu da en çok bu sebeple kabul edemedim... Kalkıp kalkıp gidemiyoruz eskisi gibi! Antalya'yı ve Antalya'dakileri çok özlüyorum... 

Hemen hemen ard arda ev aldık, gidip gelip birbirimize destek olamadık. Dayım daha bu bayram gelip evimizi gördü işte. Kasım 2021'de gelmişti İncim ve yengem de hem hasreti biraz dindirmeye, hem de ev görmeye...

Böyle olduk işte, Corona sayesinde daha az gider gelir ve çokça da korkar olduk. Geçer mi bilmiyoruz, ama artıyor diyorlar ya yine bu sıra; ürküyorum valla... 

Her şeye rağmen tabii ki, iyi ki geldiler. İyi ki bu bayramı geçirdik, hepimize hayatın telaşına bir mola vermesi nasip oldu. Veda pozları çektik, yine kavuşmak ve görüşebilmek dileğiyle. Cumartesi günü gittiler, hiçbirimiz eve sığamadık. Kalktık ablamların evinin arkasındaki çardakta oturmaya karar verdik; Mustafa dayımlar, annem babam ve ablamlarla... Akşam yemeğini beraber yiyip, beraber çay içtik. Geçti gitti böylece bayram tatili de. Nasip kısmet, bir başka buluşmaya diyelim. Ben doyamadığımı düşündüğüm bayram tatilinin ardından, neler yapmıştım-yapmıştık yazmak istedim...

Defnem kalabalıklarda çok tatlıydı, daha çok konuşmaya başladı. Gidenler en çok onu özleyecek yine, bir dahaki buluşmada bakalım neler neler yapıyor olacak göreceğiz... 

Başka şeyler daha yazacaktım, çok net olamadığımı farkettim. Yazmayı özlemişim, orası belli. Ama bundan sonra dönebileyim inşallah diyelim, bu yazının hakkını verebildiğimi de düşünüyorum.

Bir bayramın ardından, telaşımızı ve biraz da uykularıma sorumsuzca düzensiz tavrımı koyarak ihmal ettiğimi farkettim kendimi. Bayram bitti, düzenlice uyuyabilirim inşallah! Bir de düzenlice yazabilirim buralara inşallah... 

Sevgilerimle... :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...