3 Ekim 2014 Cuma

Erken Bayram Kutlaması Benden, Üzerinize Alınması Sizden


Bu yazıyı mecbur erkenden yazdım, çünkü siz bu yazıyı okurken biz ailecek Bursa-Çanakkale yollarında olacağız bugün itibariyle... Bayramımızı kutlayayım, burada olmasam da bayramda gönlümün sizlerle bir olduğunu bilin istedim... :)

Gelibolu'ya Eniştemin ailesigile davetliyiz bu bayram. 2 sene önce de gitmiştik, bizim ailemizde de olduğu gibi kalabalık geçmişti ve çok eğlenceliydi. Bu sene de öyle olacağını düşünüyorum, dünürler ile dünürler bayramlaşacağız bu kurban bayramında da... :) Hayırlı yolculuklar olsun bize ve tüm yola çıkacaklara şimdiden...


Kurban Bayramı deyince aklıma hep gelen en belirgin anılarım var, onlardan bahsetmek istiyorum bu yazımda. 

Her çocuk gibi, hayvanların kesilmesinden hoşlanmazdık ablamla mesela. Her bayram bıkmadan usanmadan, "Ne olur kesilmeseler" diye yalvardığımızı hatırlıyorum mesela. Şimdi inançlarımız gereği bir gereklilik olduğunu biliyorum. Her ne kadar, bir canın canının acıyacak olmasına hala bir yanım acısa da...

Kurban Bayramı her ne kadar bir şeker bayramı kadar değilse de, tatlı ve sarmanın günüdür bizim için yine. Bayram günü ya, var mı başka anlatımı sarma ve tatlılardan başka...Ve gün boyu yenilen yiyeceklerin ve atıştırmalıkların ardından akşamları yemek yiyememektir bayram. Yemek yiyemeyeceğimizi veya çok kaçıracağımızı tahmin ediyorum bu sebeple yine, her ne kadar dikkat edecek olsak da... :)

Ve biliyorum ve tahmin ediyorum ki yine, bayramları ne olursa olsun seveceğim; sevdiklerimden oluşan kalabalığımızda ortak bir amaçta buluşmamızdan tutun, bayram sabahından bayram sonuna kadar birarada oluşumuzun ruhumda yarattığı güzel duyguları doya doya yaşamaya çalışan yanımdan ötürü hep seveceğim. Allahım nice bayramlara, mutlulukla, barış içinde ve güzel beraberliklerle kavuştursun bizleri. Bayramımız mübarek olsun. Dilerim bu bayram da ağzımızda ve yüreğimizde güzel tatlar bırakan anlarla beraber, sevdiklerimizle birlikte olsun...

Kısacası erken bayram kutlaması benden, okuması ve üzerine alınması sizden. Arife Günümüz ve Kurban Bayramımız Mübarek Olsun. Sevgilerimle. :)


2 Ekim 2014 Perşembe

İnternet Günlüğüm - #9 - Eylül - Yağmurla Geçti Eylül


Daha önceki İnternet Günlüğüm yazılarım için Buraya tıklayabilirsiniz... 


Eylül'de bitti şaka gibi. Bu sefer de biten ayın üzerine yazıyorum, bakalım hayırlısı... :)



Eylül ayı bitti, güzeldi ama bir yandan da "hızlı mı geçti ne?" diyorum şimdi. Bu ayı Kağan'ımla çoğunlukla yağmurlu havaları izleyerek geçirdik, aynı resimdeki gibi... :) Resim, 27 Eylül Cumartesi gününden bu arada... Nasıl güzel yağmur yağıyordu o gün de. Yağmur bir yağıyor bir duruyorken, annesini bekliyorduk kuzumun öğlen vakti. Yağmur berekettir, hayırlısıyla yağsın böyle inşallah... :)



Eylül ayı bizim için, misafirlerimizi uğurlamak ile başlamıştı. Kış temizliği, kış hazırlığı, dersler başlamadan önce biraz tembellik derken, Sonbahar geldi Ekim'e de ulaştık sonra. Zamanı çabuk yitiriyoruz bu ara yine. Bir gün sonra Kurban Bayramı... :/ Üstteki resim de, Damla'mızı okula göndermeden önceki günlerde yaptığımız kahve keyiflerinden birinde çektiğim bir resim... Eylül ayı da, kahve keyiflerimiz ile geçti bol bol. Ki benim en sevdiğim şeylerden biridir, keyif anları... :)



Eylül'de neler yaptığımıza gelirsek; bol bol okumaya ve yazmaya çalıştım. Kalemimden dökülenler bir gün kitap olmayı hak eder şekle bürünsün diye çabalıyorum, benim gözümde de birilerinin gözünde de... Üzerinde çok düşündüğüm bu hayalim için, ara ara dinlenmeyi de ihmal etmedim bu Eylül'de. Bir de şu var; "Sanki bu ay daha yakın hissettim kendimi hayallerime." :) Öyle işte, hayırlısı ne diyelim...

Kuzumun resimdeki hali, başını dizime yaslamış bir şeyler çizerken yani, bana güzel hayaller kurdurttu yeniden. Kuzum büyüyecek, dizlerimizin dibinde derslerini yapacak. Belki bir gün o da yazacak benim gibi bir şeyler, "Teyzeciğim" diyerek gelecek yanıma, yazdıklarını veya çizdiklerini gösterecek bana... (Evet her anın güzelliğini yaşar ve kurarım aklımda geleceğimizin hayalini sık sık... Kim merak etmez, düşlemez ki; anın tadını çıkarırken... )


Bu ayın önemli olaylarından birisi, Kağan'ımın (Yeğenimin) oyuncaklarıyla oynamaya başlaması oldu. Aman nazar değmesin, oyuna düştü kuzum oyuncakları ile.  Bu durum bizim için elbet kolaylık oldu. Çünkü diğer şekilde, aklı ya ev eşyalarından oyun çıkartmaya çalışıyordu ya da muzurluğa. :) Şimdi biraz daha sakinledi diyebiliriz. Çocuklar işte, bizler gibi hayata uyum sağlamaya çalışırken zorlanıyorlar ister istemez. Kuzum büyüyor her gün maşallah, Allahım herkese kuzularımızın güzel anlarıyla beraber büyüdüğünü görmeyi nasip etsin... :)


Tabii ailemizin diğer üyelerine gelecek olursak;

Babam bu ay Bilardo Federasyonundan lisansını aldı, yeniden lisanslı oyuncu oldu. :) Bu durum bizi de onu da mutlu ediyor. Hayallerini gerçekleştirme yolunda çabalaması bana ilham ve örnek oluyor... Allahım başarılarını görmeyi nasip etsin... 

Anneciğim, kış temizliği, kışa konserve hazırlama derken epey yoğun geçirdi Eylül ayını da... Canım anneme Allahım sağlık versin... :)

Ablam ve eniştem cephesinde de, Kağan'ımın ve onların özlemini, haftada 2 gündense 1 hafta görebilmeleri için onlarda kaldık geçen hafta. Şükür onlar da iyiler yani... Bu Pazar gecesi döndük evimize ama, yarın arife gününde beraber Gelibolu'ya eniştemin babasıgillere gidiyoruz Kurban bayramı için. Yine beraber vakit geçireceğiz. Ben kalabalığı severim sevdiklerimle beraber, kısa uzun yolculukları da severim bilirsiniz. O yüzden bu yolculuk özellikle benim için olacak bence... :) Şanslıyım yine... 

Bana gelince tekrar; 

Ben Eylül ayını; düşüncelerimi biraz dizginlemek ve aklımın çıkmazına soktuğum hayallerimi kurtarma çabalarıyla düşünceli geçirdim biraz. Yer yer de, sadece uzanıp okumak veya izlemek istedim hayatı... Güzel bir ay'ı daha geride bırakmışken konuşmak daha kolay tabii. Biraz hayal kırıklıkları ve sonra da bu hayal kırıklıklarını toparlamakla geçti bitti diyebiliyorum şimdi Eylül ayı için. Ama hayal kırıklıklarını yaşarken daha zor anlatması tabii... 

Mutlu bir ay olsun Ekim ayı da. Hoşgeldi, sefalar getirsin... Sevgilerimi sunuyorum, Eylül'ü değerlendirmeyi bitirmiş iken... :)

30 Eylül 2014 Salı

Fotoğraflarla 1 Haftam - #66- Sosyal Medyadan Uzakta


Fotoğraflarla 1 Haftam, her biten haftayı değerlendirmeye çalıştığım bir yazı dizisi. Bu yazı dizisi kimi zaman o haftayı nasıl geçirdiğimi düşünmemi sağlıyor, çoğu zaman da resimlerle sakladığım anılara dönüp baktığımda yazdıklarımla yeniden geri dönüyorum bu yazı dizisi sayesinde...

Diğer Fotoğraflarla 1 Haftam yazılarım için buraya,

Daha fazla fotoğraf için de İnstagram hesabım burada... :)


Sosyal Medyadan Uzakta, 1 haftalık ablamlarda geçirdiğimiz vakitten sonra, Babamın da İstanbul'daki turnuvalardan gelmesi ile döndük evimize geri; Yeğenim annem babam ve ben... Babam bilardo turnuvalarına gitti, biz de ablamlarda Kağan'ımın biraz anne-baba ile vakit geçirerek özlemini dindirme çabası içinde girdik. Haftasonu yetmiyor daha çok bir arada olmak istiyor kuzum. Böylece geçirdik 1 haftayı daha işte... Yine buradayım nihayet. Şöyle diyorum bu yazımda, bakalım sosyal medyadan uzakta neler yapmışız ablamlarda. İyi okumalar... :)



2 hafta önce Cuma günü gittik. İlk haftasonumuzda annem ve babam ertesi güne bizi yalnız bırakıp gittiler zaten. Babam kendi işine, annem kayıt yenileme işlerimle ve kışlık hazırlıklarıyla uğraşmaya ve bir de babama bavul hazırlamaya tabi.. Babam bu sene şükür çalışma durumunu bilardo maçlarına gidebileceği gibi ayarladı, lisansını onaylattı. Eee hal böyle olunca, hepimizi bir mutluluk sardı tabii. Babamın en büyük eğlencesi ve hayali bilardo sonuçta. :)

Derken biz de Kağan'ım ve ablam ile Cumartesi gününü miskinlik ile geçirdik. Tabii ablam işini yapmaktan ayrı kalmadı yine ama, biz Kağan ile gayet keyifli idik. :) Cumartesi günümüze meyve ile başlamış olabiliriz. Nereden bilebilirdim, ablamların evinde iştahımın açılacağını :(


Sosyal Medyadan Uzaklaşmışken, kitabımı elime aldım. Bana kalsa 1 değil 2-3 kitap götüresim vardı yanımda. Ama 1 almam da fena olmamış. 1 haftada bitiremedim bile. Ama Mero'mun verdiği seriye başlayabildim nihayet. Şimdilik güzel gidiyor. 4 serilik kitabın ilki bu. Bitiremedim ama yarıladım kitabı. Özlemiş olmama rağmen okumayı, bitiremedim yine de. Oysa ablamlara giderken çantama bir sürü kitap atasım vardı. Sarıldım yeniden kitaplarıma. Üzerimden attım sonbahar geçişinin izlerini... :)


Sosyal medyada var olmayabilirim, ama canım yeğenimin uyku hallerini çekmeden edemem yine de. Benim uyku hallerine sempatim olduğunu daha önceden de yazmıştım değil mi? :) (E Maşallah o zaman yine kuzuma)


Kağan'ım merdivenlerde oturma hevesine tutulunca evlerinde, annem de poza girmek istedi o anda. Eniştemin izin gününde, eniştemin objektifinden çıktı bu fotoğraf. Ama ne zamandır kayıp olan Mp3'ümden kafasını kaldıramayan Kağan pozu biraz bozmuş tabii... :)


Ve nihayet teyzemin Mp3'ünü buldular pozu bu da... :) 1 seneyi geçti sanırım kaybolalı. Mp3 çalarda müzik dinlemenin de tadı başka. İlk ve tek Mp3'üm o benim, kuzenim ile beraber aldığımız. Ayrıca eşyalarıma kıyamama gibi özelliğim vardır biraz. Yenisini almaktansa bunu bulmak daha hoş bir durum benim için... :)


Annemle ve ablamla bol bol kahve keyfi yaptık bu arada tabii. Benim için hoş bir durum olsa da, "kilo aldırır" diyen çok olacaktır biliyorum. Ama çok çok yemektense, bir bardak kahve candır arkadaş! :)


Beni Affet'i izlemeye devam ettik bu arada bir de. Tabii Eylül başında başlayan dizinin yeni bölümlerini fazla takip edemeyişimizi de giderdik böylece. Her ne kadar kendini sevdirdiği kadar gıcık ediyor da olsa, bu sene nihayet Eylül ile Feride'nin kardeş olduklarını öğrenmelerine ayrı bir sevinçliyiz. (Sevinçliyiz derken, 3 sene oldu arkadaşım geç bile kaldılar yan yanayken öğrenememekte!) :) Daha fazla bilgi için http://www.startv.com.tr/ 


Babasıyla film izledi kuzum bu arada baba-oğul. Hafta içi bir kanalda Alvin Ve Sincaplar vardı. Bu izleyişim 2 veya 3 oluyor. Ama anladım ki sevdiğim animasyonlar arasına girmiş hızla... :) Kağan'ımın da, ailemin de sevdiği ortak animasyon film oldu kendisi iyice. Ama cidden güzel bir film serisi yani...


Bu da bir duş sonrası pozumuz, anne-oğul. Can ikisi de, maşallah ablam ve yeğenime... İkisini de güldürmeyi başaran bana da aferin tabii :)


Ablamlarda kaldığımız 1 hafta boyunca, küçük televizyonlu odada kaldım yine. Evdeki büyük televizyonu geldiğimin ertesi günü yeni uydu frekanslarına göre ayarladım, küçük televizyonu ise dönmeden 2 gün önce. :) Babamın geldiği günün gecesi televizyon keyfi yaptım küçük odada. Eskiden benim odamdaydı küçük televizyonumuz, daha öncesiydi tabii bahsettiğimiz zaman. Özlemişim böyle bir keyif anını yani... İzlediğim dizi de Diğer Yarım'dı. :) 


Herkesin resmi var bir benim yok, bu da benden olsun. Saat 3 sularında, televizyon keyfi gecemden. :))


Ve bu resim de Pazar sabahından. Kağan dedesini çok özlemiş yine. Cumartesi akşamı geldi ablamlara babam, Pazar günü de kahvaltı da Kağan yanına geçti çayından höpürdetebilmek için biraz. Dede-torun ilişkileri işte hep bunlar... :)

Babam, Perşembe günü İstanbul'dan döndü, geride bıraktığımız Perşembe günü... İlk 3 günkü maçlarını başarıyla kazandı, güzel devam ediyordu. Perşembe günkü maçını 3 sayı ile kaybetmiş, ama sağlık olsun diyor babam da. Ve öğlenine döndü Bursa'ya. Sağlık olsun diyoruz biz de, yense de yenilse de kalbimiz onunla çünkü. Bir dahaki turnuvalarda hayallerini gerçekleştirmek için çabalamaya devam edecek yine. Oynamaya devam etmek bile babamın hayali zaten. Bundan sonra da hayırlısı olsun inşallah. Bileğine kuvvet olsun inşallah babamın... :)

Böyle geçti işte bir hafta. Gittik, takıldık, babam geldi, Pazar günkü keyfimizi yaptık ve akşamına Kağan'ımı uyutup geldik evimize... Hayat birarada oldukça güzel. Sevdiklerimizle geçirilen her anın değeri bir başka benim için. Bir arada geçirdiğimiz anlar hem Kağan'ıma hem de bizlere ilaç bence. Ara ara yapmaya devam edeceğimiz türden... 

Mutlu haftalar diliyorum yeni hafta için. Sevgi dolu, sevdiklerimizle dolu nice güzel anlarımız olsun. Sevgilerimle... 

29 Eylül 2014 Pazartesi

Özledim Yine, Döndüm İşte...



Merhaba, ben döndüm nihayet. 1 haftadır ablamlardaydık. Ve sosyal medyadan uzakta düşünmeye ve dinlenmeye ihtiyacımın olduğunu anladım bu süre içinde. Dinlenmiş bir biçimde dönmüşken, Alvin Ve Sincaplar (Simon ve Theodore) gibi bir kenardan izlediğim bloglara ve olmadığım zamanlarda şunu şunu yapmam gerek dediklerime odaklandım bugün... :)

Evet özledim. Ve hep derim, "Bazen uzaklaşmak ve özlemek gerekir, daha çok değerini bilmek ve daha iyi anlamak için sahip olduğumuz ve yapmak için çabaladığımız şeylerin değerini." :)

Kısacası ben geldim, buraya yazmayı da takip ettiğim blogları okumayı da özledim. Bol bol kitap okumaya, dinlenmeye çalıştım. Ve anladım ki, beni tatmin edecek derecede yapmayalı çok olmuş bu okuma eylemlerimi. Tahmin edilemeyecek kadar çok düşünmeye fırsat verdim kendime, evimizde düşünemedim diyemem. Ama düşüncelerimden sıyrılma gibi hayaller kurarken sürekli medyaya dalmaktı evde iken yaptığım. Bu da beni daha az düşünür yapmış aslında, hayallerim ve yapmam gerekenler konusunda. Düşüncelerimden korkmaz halde, kurduğum hayalleri gönderdiğim çıkmazlardan kurtardım geldim. Özledim ve dinlendim. Çok dinlendim, çok okudum, ama az yazdım.

Yani ben geldim. Sevgilerimle ve yine yazılarımda görüşmek üzere... :)

19 Eylül 2014 Cuma

İzledim - Aynı Yıldızın Altında


* Bu bir İzledim yazısıdır. :)


"Aşk sadece boşluğa haykırmaktır ve unutulmak kaçınılmaz. Hepimizin sonu gelecek ve bir gün bütün çabalarımız bir anda uçup gidecek. Güneşin sahip olacağımız tek dünyayı yutacağını da biliyorum. Ve sana aşığım."

Ne güzel bir aşk tanımı, ne güzel bir "seni seviyorum, gerisini düşünmek istemiyorum biz beraberken" deme şekli... :)

Kitabını okuyup, filmini izleyerek yazmak isterdim bu yazıyı aslında. Ama kitabından önce dayanamayıp filmini izledim. Kitap henüz elimde bile değilse de, ilk elime geçtiğinde okuyup Filmi Olan Kitaplar köşeme yazısını yazmaya çalışacağım... Kitabın yazarı John Green, kitabın İngilizce İsmi de The Fault İn Our Stars...

Bu filmi hafta başında izledim. Ama yazısını hemen yazamadım. Nasıl yazar, nasıl ederim bilemedim çünkü. Bunda kafamın bu sıra çok dolu olmasının da etkisi vardı tabii ki... Fragmanını 2-3 hafta önce izlediğim, kitabını ise 1 yıla yakın süredir raflarda gördüğüm bir yapıt. Yazarının kitapta yazdığı gibi, sadece birkaç ufak eksiklikler ile filme taşındığı söyleniyor. Yazarının kalemine sağlık, filmde emeği geçenlere sağlık diyebildim ben izledikten sonra...


Filmde zor bir aşk konu alınıyor. Şöyle düşündüm izlerken; hep derler ya hani, "Aşkınız zorluklara karşı ayakta durabiliyorsa gerçektir." Tamı tamına böyle bir cümle yok elbet, Türk filmlerinde de aşk filmlerinde de çoğunlukla ana tema budur ya hani, Aşk temasına uyan bir yapıt olmuş bence...

Hastalıkta sağlıkta dediğimiz olguya tutulan bir aşk hikayesine sahiplik ediyor Aynı Yıldızın Altında. Hazel Grace Lancaster ve Augustus Waters, bu aşkın baş kahramanları... Aslında izledikten sonra şöyle diyen çok olacaktır eminim, "Klasikleşmiş bir aşk hikayesi, kız hasta oğlan hasta." Uzaktaki Anılar filmi ve sonra bu film derken artık şöyle düşünüyorum; konu ne olursa olsun önemli olan onu iyi sunabilen taraf olabilmek... Bence Aynı Yıldızın Altında filminde bu sunum başarılı olmuş.


Kısaca filmden de bahsedecek olursak, Hazel Grace kanser hastasıdır. Anne ve babasının ısrarları ile grup tedavisine gider. Bu grup tedavisinde ise Augustus Waters ile tanışır. Aşk karşısına çıkmaz sanırken, birden belirir karşısında Augustus. Hasta olmasının onu uzaklaştırmadığını anlatır. Tek istediği aşık olduğu kız ile beraber vakit geçirebilmek iken, sevdiği kızın hayalini gerçekleştirir. Bu durum aşka yanaşmak istemeyen Hazel Grace'i ona yaklaştırır. Hazel Grace'in de dediği gibi, "Sayılı günlerle sonsuzluğu bulurlar birbirlerinin sevgilerinde." :)

Ben beğendim filmi, sıkılmadan izlenebileceğini düşünüyorum. Ve hepimize sonsuzluğu verebilecek aşkımızı bulabilme dileklerimi sunuyorum, bu Cuma gününde... :)

Bir de bu film üzerine şunu söylemek istiyorum; Aşk tokdur hayata, hastalık, acı, ölüm tanımaz... Aşk sevgiye açtır, verilebildiği kadar sevgi almak ister. (Bu filmden anladığım ve benim gerçek aşk için düşündüğüm tanım budur... )

Sevgilerimle... :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...