4 Nisan 2014 Cuma

İlk Mim


Bu zamana kadar çok Mim okudum, ama hiç bu Mim davasına katılmak kısmet olmadı bana. Mim, Bloggerların birbirine sorular yönelterek cevapladıkları bir yazı dizisi diyebiliriz. Severek okuduğum takip ettiğim bloggerların Mimlerini çok okudum, ve bu ilk mimi yazabilirim diye düşündüm sonunda. :)

Aslında bu mim işi, etiketleme ile oluyor benim bildiğim. Bu zamana kadar Mim'lenmedim. Ta ki geçenlerde Sevgili Minik'in bloğunda bir mim'e rastlayana kadar. :) Bloğu burada, Mim'i ise burada... :)

Sevgili Minik, "sayfamda görüp uygulayan arkadaşlar olursa sevinirim" demiş. Bende geçen hafta okurken blog yazılarını, seve seve uygulayabilirim diye düşündüm. Severek takip ettiğim blogları yazmayı düşünüyordum, bu da bir fırsat olmuş olur dedim böylece. Mim'in konusu şuymuş; "Takipte olduğumuz, sayfasına bakmadan geçmediğimiz bloglar"


Ara sıra uğraşlardan fırsat bulamasam bile, gece uyumadan önce bile okumaya fırsat bulup okuyup takip ettiğim bloglar var. :) Bu bloglar şunlar;


Sevgili Minik. Yani minikmini.blogspot.com ;

Kendisini bir süredir takip ediyorum. Yazdıkları hoşuma gidiyor. Samimi bir yazı dili var. Hayatına dair şeyleri paylaşıyor bloğunda. Paylaştığı film tavsiyelerini, bazı olaylara yorumunu sevdiğim bir blogger. :)

Sergül Kato. Bloğu yolunneresindeyim.blogspot.com

Kendisi Japonya'da yaşıyor, eşi bir japon. Yani birçoğunun dillendirdiği gibi, Japon gelini o... Ama benim için hem Japonyayı, hem ülkesini hem de sevdiği şeyleri, kendi deyimiyle yol arkadaşlarıyla paylaşan bir blog yazarı. Kendisini 2-3 senedir takip ediyorum. Bir Kırtasiye tutkunu, hobilerini ve sevdiği şeyleri çok güzel yazıya döküyor. Her yazısı takip edilmeye değer bir blogger. :)

Melodram'ın Cebindekiler. Bloğu melodram-blog.blogspot.com

Melodram'ı 1-2 ay oluyor ben takip etmeye başlayalı. Sıkıntılı halleri de olsa, mutlu halleri de anlatış biçimi hoşuma gidiyor. :) Umarım hep yazmaya devam eder, bende okurum. :)

Eylül'ün Notları. Bloğu eylulunnotlari.com

Medcezir'in Eylül'ünü biliyorsunuzdur. Bu blog onun moda bloğu. Modayı kendime uyduran biriyim ben çoğunlukla. Kendi zevkime ve kendime yakıştırdığımı giyinirim. Takma takıştırma konusunda biraz modaya uyma çabam vardır belki. Ama onun haricinde fazla moda merakı yok bende, kendimi modaya uydurma açısından. Ama son zamanlarda moda blogları takip etmişliğim oluyor işte böyle. Biri Eylül'ün Notları bloğu... Diğeri de aşağıda... :)

Zümra Çelik, yani Lunapark Queen. Bloğu lunaparkqueen.blogspot.com

Dediğim gibi, pek moda bloğu takip etmem. Ama Zümra Çelik'in kombinleri, yazıları hoşuma gidiyor. Özellikle son zamanlarda spor ile ilgili de yazmaya başladı. Pek moda ile ilgilenmediğimi söylesem de kendim adına, yazın giyinen ve süslenen biriyim ben. Bir moda yorumcusu olur benden. Kendime göre de zevkim var yani. :) Ama soğuğa karşı hassasiyetimden dolayı, kışın pek sık modaya uyumum yok. Kendime yakıştırdığımı giymem yetiyor, bana göre moda bu. Zümra Çelik gibi bloggerları takip ede ede de, moda dünyasına dair epey fikrim de oldu tabii... :)


Seyhan Türkmen- Bir Mimarın Günlüğü. Bloğu seyhanturkmen.blogspot.com.tr

Az biraz oluyor ben Seyhan Türkmen'i takip etmeye başlayalı. Mimariye az biraz ilgim var. Bir Mimar'ın Günlüğünü okumak güzel oluyor. :) Hem bilgilenmek hem de kitaplar ve sevdiğimiz şeyler üzerine yazılar bulabileceğimiz bir blog... :)


Sofya Günlükleri. Blog adresi sofyagunlukleri.blogspot.com

Sofya'dan yazılan bir günlük bloğu bu blogda. Kişisel Bakım, gezi, değişik yerler ve Didem Taner'in hayatına dair herşey var bu bloğun içinde de. Kendisi tıp öğrencisiymiş bildiğime göre, ama Sofya'da mı okuyor tıp bölümünü tam bilemiyorum. Takip edeli az bir süre oldu sanırım, ama bloggerların anlatımlarıyla bir yerleri gezmeyi ve yeni şeyleri tanımayı seviyorum... :)



İşte böyle, benim en fırsat bulamadığım günün akşamında bile; kim ne yazmış diye bakmadan duramadığım bloglardan bazıları bunlar... En çok okuduklarım, en çok bildiklerim ve sevdiklerim... Umarım çok çok yazarlar, bende çok çok okurum.

Bende Sevgili Minik gibi, benim bloğumda görüp de cevaplayan olursa sevinirim. Kimseyi mimlemiyorum, isteyen yazabilir yani... Sevgilerimle... :)


1 Nisan 2014 Salı

Nisan Ayına Gelmişiz, Şaka Gibi...


Nisan ayına da girmiş olmanın garipliği vardı üzerimde bugün. 2014 çok çabuk geçiyor sanki de mi? :) Bana şaka gibi geldi bu sefer doğrusu Nisan ayı. Ama bazı eski yersiz şakalardan kurtulmuş vaziyette tabi... :)


Nisan ayı geldi mi hep aynı terane olurdu ben okurken, bugün de olmuştur yurt genelinde sanırım. Okullarda tahta sabunlamalar, öğretmenlerimize hapşuruk tozu dökülmüş çiçek vermeler, yan sınıf veya alt sınıflardan sevdiğimiz öğretmenin dersine katılmalar veya sınıfları toptan değiştirmeler... Düşünüyorum da şimdi bu şakaların hepsi çok güzeldi. Benim okuduğum okullarda, sadece birkaç defasında yangın söndürme tüpünü sıkmak dışında maksadını aşan şakalar olmadı sanırım. :)

1 Nisan yaklaşırken, orjinal olunmaya çalışılırdı şakalar konusunda. Ama çoğunlukla standart ama bir o kadar da sevilen şakalardan vazgeçilmezdi... 1 Nisan'da sınıfları değiştirmek bir ayrıcalıktı mesela, senenin ayrıcalığıydı. En çok bu şakayı severdim ben. Bugün o günlerin geride kalmışlığına üzüldüğümü farkettim yine. Büyüdük ciddi ciddi, şaka gibi... :)

Nisan ayına girmiş oluşumuzun bende hissettirdikleri bunlardı bugün. Bir de şu var ki, bahar yeni gelmiş gibi... Günler uzadı, çiçekler açmaya başladı, hava daha garip hissettiriyor kendimi. Ve umutlarım daha da dirildi kendim adına bu ara... Güzel günlerimiz olsun Nisan ayında ve güzel gecelerimiz... Güzel kitaplar okuyalım, güzel filmler izleyelim. Aöf vizelerine ve tüm sınavlarımıza iyi hazırlanalım bir de. Güzel geçsin tüm sınavlarımız. Ve kendimiz için, çevremiz için umudumuzu yine kaybetmeyelim. :)

Kısacası; Nisan ayı gelmiş, e o zaman hoşgelmiş. Mutlu günler ve mutlu anlar bizlerin olsun... :)

Not; Resim biten Mart ayından... Göz süzmeler, düşünceli haller ve bol bol uğraşmalar hakimdi Mart'ta. Dilerim Nisan ayı Mart'tan daha verimli olur. Ve hüzünler engel olmaz, uğraşlarımıza. Ve çok iş başarmış oluruz hep beraber Nisan sonunda... Bu da biten Mart ayının değerlendirme notu olsun. Sevgilerimle... :)

31 Mart 2014 Pazartesi

Fotoğraflarla 1 Haftam - #43


Fotoğraflarla 1 Haftam, her biten haftayı değerlendirmeye çalıştığım bir yazı dizisi. Bu yazı dizisi kimi zaman o haftayı nasıl geçirdiğimi düşünmemi sağlıyor, çoğu zaman da resimlerle sakladığım anılara dönüp baktığımda yazdıklarımla yeniden geri dönüyorum bu yazı dizisi sayesinde...

Diğer Fotoğraflarla 1 Haftam yazılarım için buraya,
Daha fazla fotoğraf için de İnstagram hesabım burada... :)

Dikkat; bu haftaki yazı bol Kağan Efe'nin resimlerini içermektedir... :)) 



Haftaya bu güzel çiçekler ile başladık. Baharın ilk çiçekleri bunlar. :) Kimden dersiniz? Yeğenim Kağan'dan. Dünya tatlısı, bilinçli olarak toplamış olup olmadığını bilmiyoruz tabii. Ama neyin ne olduğunun gayet farkında. Bu yeğenimden aldığım ve yeğenimin topladığı ilk çiçek. :) Nice güzel çiçekler toplasın daha kuzum inşallah. Söylemeden edemem, bu benim babam veya bir kurum harici bir erkekten aldığım ilk çiçek. :) Erkeklerin en güzelinden :))


Dedim ya bu haftaki Fotoğraflarla 1 Hafta yazım Kağan içermekte diye. Yeri gelmişken; bu resim Kağan'ın hafta içinde bir gün durduğunda çekildi tarafımdan. Efendim fazlaca huysuz ve fazlaca yaramazız bu aralar. :) Babaannesigil burada iken 2 ay boyunca huy değiştirmeler ve anne-babaya bu huy değiştirmeler sonucu fazla düşmeler meydana gelmiş. 1-2 yaş sendromu da yaşanması mümkünmüş bu yaşlarda. Ama Kağan'ın huysuzluğu yer değiştirmekten ve anne-babadan ayrılmaktan ötürü gibi...

Neler yapılması gerektiğine baktım netten yine bol bol bu hafta. Bu yaşlarda sert davranmak veya kızar tonlarda disiplin vermeye çalışmalar işe yaramayacağı gibi, kalıcı hasarlar oluşturabilirmiş. Ki zaten böyle bir büyüme şeklini biz kabul etmiyoruz. Ama nasıl yaramaz bir görseniz, anlatamam. Durmak istediği yok, huysuzluğu bol... Umarım bu süreci güzelce atlatabiliriz. Gerekirse Pedagog ile de görüşeceğiz, kararımız o yönde. Kağan ile beraber, çocuk büyütmek hem güzel hem de zormuş diyorum sık sık. Onun her ağlayışı, huysuzluğu, uykularından ağlayarak uyanmaları bizim içinde acı dolu oluyor. Allahım cümlemize kolaylık versin.. :)

Sormak istiyorum, siz çocuk büyütürken böyle şeyler yaşadınız mı, neler yaptınız? Yorumlarda paylaşırsanız memnun olurum... :)


Bu hafta derslere devam ettim Kağan'ı Cuma gününden ablamlar gelip almışken. :) Birçok işimi hallettim. Evde çocuk varken zor oluyor birçok şeyi halletmek; ders çalışmak, hobilerinle ilgilenmek, kitabını okumak vs... :) Cumartesi akşamına kadar çoğu işimi hallettim, Kağan henüz anne-babası ile iken. :) Ve Cumartesi akşamına da ne zamandır yeniden dönüş yapmak istediğim örgüye dönüş yaptım.

 Ben örgü örmeyi çok seviyorum, hobilerimden biri kendisi. Hem rahatlatıyor, hem eğlendiriyor, hem de kollarımı çalıştırıyor... Resim dünden. Boyunluk olacak resimdeki örgü. :) Ben örgüyü annannemden öğrenmiştim. Sanırım ilköğretimde falandım o zaman. Bu yaşıma kadar düzgün örgü örememiş olabilirim, ama bu sefer fena değilim gibi. İlmek atmayı unutmamışım, örgü örmem daha düzgün ve şişme veya sarkma yapmıyor. :) Görülene göre sizce nasıl? Örgümle güzel bir boyunluk çıkartabilir miyim? :)


Ve Kağan'ımı dün anne-babam gitti aldı evinden yine. :) Gelişleri yine zor olmuş efendim. Anne-babadan ayrılmak gittikçe zorlaşıyor, anne-babayı bildiğinden beri. Ağlamaları çok uzun sürüyor... :) Aklı erse anlatmaya çalıştıklarımızı anlasa kuzum daha kolay desem de, anne-babadan ayrılmak küçük yaştaki tüm çocuklar için zor. Olacak artık bunlar, kuzumun ağlamalarına dayanmaya çalışacağız artık... :) Maşallah kuzuma, daha iyi gibi aslında... :)


Böyle bitti bir hafta daha işte. Baya hararetli geçen bir haftaydı. Her gün acaba bugün ne haberler var gündemde diye uyandım... Ve dün beklenen o gün geldi, Türkiye belediyelerini seçti. Hakkımızda ve milletimizin geleceğinde hayırlısı olsun inşallah diyorum. Dün bol stresli bir akşamdı. Umarım milletimiz için hiçbir korktuğumuz gelmez başımıza... Ülkemiz güzel, aydınlık, yasaksız özgür günleri hakediyor. Umarım Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız bundan sonrası için daha kucaklayıcı, daha yasakları kaldırıcı olur. Yasaklar değil istediğimiz, özgürce yaşayabilmek... Dün yaşanan stres dolu ortamlardan, seçimlerin tamamının gecenin bir yarısında hala devam etmesinden sonra, ancak böyle avutabiliyoruz kendimizi... 

Sevgilerimle, mutlu haftalar... 

Pazar Yazısı - #2 - Engellenmek


İlk Pazar yazımı burada bulabilirsiniz... :) Ben bu yazı altında, iz bırakan veya güzel vakit geçirdiğim Pazar'larımdan bahsediyorum...


Beklenilen gün geldi; bugün Pazar günüydü ve beklenilen seçim günüydü. Türkiye belediye başkanlarını seçti. Ve hayli çekişmeli bir akşam devam etmekte hala, şu an hala seçim sonuçları açıklanmakta. :) Kısacası diyeceğim yine şu; hakkımızda hayırlısı, ancak ortalıkta dolanan her yeni iddialar çok büyük bir karmaşanın göstergesi bence.

Bu bir Pazar yazısı, her ne kadar saat itibariyle Pazartesi'ye giriş yapmış olsakta. (Bilgisayar kendi saatini otomatik olarak ayarladı. Ama saat kaç cidden bilmiyorum pek) Bugünden bahsetmek istiyorum size, zira annem babam ve benim için yine değişik bir gün oldu bugün.


*Bu resim, Google Görsellerden alınmıştır.

Bu Pazar, Seçim Pazarıydı...

Bahsedeceğim şeye giriş yapmadan önce, zannedilmesin ki engelli oluşumdan dolayı şikayetçiyim. Ben aksine engelimden dolayı bana gösterilen veya gösterilemeyen hassasiyeti görme veya görememe açısından mutluyum, bu böyle bilinsin öncelikle...

Bugün yine önümüze bir engel çıktı. Ülkemde engelliler olarak bizlerin önüne konulan engeller bitmiyor ne yazık ki. Söylemeye devam edeceğim bunları, çünkü susmak hiçbir çözüme kavuşturamayacak bizleri... Oy vereceğim okula gittik bugün. Saat 3.30-4.00 civarıydı saat. Önünden de arkasından da dolaştık oy vereceğim okulun. Ancak görünen şuydu ki, ne bir engelli rampası ne de düz bir giriş söz konusuydu. Annemler öncelikle nasıl girebileceğime bakmak için, önden bir bakmaya gittiler.

Sonuç değişmedi elbette. Okulun bahçesine girişinde 6-7 merdiven bulunmaktaydı. O merdivenlerin biraz üstüne düz giriş mümkünmüş gibi bir sürgülü otopark kapısı gibi bir kapı konulmuş. (Anlatabilmiş olmayı umuyorum, fotoğraf çekemedim. Zira nasıl yapacağımızı düşünmekten, sonra da oy verme çabamızdan ötürü fırsat bulamadım. Anlatmaya devam... )

Annemler okulun kapısının önüne kadar arabayı çekmeden önce arabaya gelip bana soru sordular; "Oy vermek istiyor musun?" Buna cevabım hayır olamazdı, en demokratik hakkımı kullanmak istiyordum. Bunu benim Referandum ile beraber 3. oy kullanışımdı. "Kullanmak istiyorum. Bir oy, bir oydur." dedim. Peki dediler, plastik yol ayırıcıların üstünden arabanın altına sürttürerek kapının önüne geçtik. Düşünün ki; kapının önü de çevrilmiş halde. Sadece tekerlekli sandalyemle gidecek olsam, giriş yapabilmemin imkanı yoktu...


Neyse kıssadan hisseye gelirsek; 

Ben bugün o okula babamın sırtında girdim. Bir kez daha engellendim yani. Oy vereceğim sandığın bulunduğu oda hemen girişteydi. Ancak okula girmek için; dışarıda bir kaldırım, okula girmeden de 3 merdiven çıkmak zorunda kaldım. (Ekliyorum tekrar: babamın sırtında) Okula girdikten sonra, sandalyeye oturtuldum. Sandalyeyle odaya taşındım, paravanın içindeki masanın önüne oturuldum, oyumu verdikten sonra da babamın sırtında geri çıktım dışarı...

Devletim beni ve bizim gibileri görmüyor efendim. Bunu söylemek için ant içmiş gibiyim, artık susmak istemiyorum. Ve bunu konuştuğum için rahatsızlık duyuyor olmak bile canımı sıkıyor şu an. Ben ülkem adına utandım, devletim adına utandım. Ben oraya kendi tekerlekli sandalyemde oturarak girmeyi ve daha çok oyumu verdiğime gururlanmayı isterdim. Bu bana daha iyi hissettirirdi, ne gerek vardı canımın acımasına demek istemezdim...

İşte böyle okurlarım. Can sıkıcı şeyler yazmak istemezdim buraya. Ama bilmeniz gerektiğini düşünüyorum, bu konuda konuşmak gereğinde görüyorum kendimi. Her zaman dediğim gibi; ben bu konuları konuşmaktan vazgeçmeyeceğim. Bu benim hayatım, hayatımdan bir parça... Ve ne yazık ki bir ilk değil... Devletin ÖMSS (Özürlü Memur Seçme Sınavı) sınavına da 3.katta girdim ben ne yazık ki, ve yine babamın sırtında...

Allah iyiliğimizi versin hepimizin. Bana engelli rampalı bir oy verme yerini çok gören devletime, ülkeme, daha ne diyebilirim ki... Herşey için hakkımızda hayırlısı olsun. Sandıkların çoğu açıldı, durum şimdiden belli gibi. Umarım güzel şeyler olur ülkemde, ne diyebilirim ki daha...

Bir Pazar'ı ve bir haftayı daha bitirdik. Mutlu günler ve mutlu haftalar diliyorum hepimize... :)

29 Mart 2014 Cumartesi

Not Aldım Veya Not Ettim - #10 - Hakkımızda Hayırlısı


Not Almak Veya Not Etmek... Bu yazı dizisinde hayatımın içinden not aldıklarımı, sevdiğim veya hoşlanmadığım şeylerden not ettiklerimi, düşüncelerimi ve kaydetmek istediklerimi göreceksiniz... :)

Daha önceki "Not Aldım Veya Not Ettim" yazısı altında notlarımı okumak isterseniz buraya tık tık... :)

Not Aldım Veya Not Ettim yazı dizimde, okuduğum şehrin plakasını simgeleyen sayıya gelmiş olmaktan dolayı mutluluk duyuyorum. :) Ah Balıkesir'in güzelim Sındırgı'sı, Sındırgı'mız... :)

Bu hafta çook garip geçen bir hafta oldu, en iyisi geçelim notlarımıza... :))


İlk Çiçek... :)


İlk çiçeğimi aldım bu hafta Kağan'ımdan... Bu benim bir erkekten aldığım ilk çiçekti, babamdan değildi veya bir kurumdan tebrik için falan değildi. Kağan'ımdan bizeydi. :) Maşallah kuzuma gittikçe büyüyor ve hayatın farkına varıyor. Belki tamamen bilinçli bir şey değildi yaptığı. Ama yaptığının güzel birşey olduğunun farkındaydı, maşallah kuzumuza... Nice güzel çiçekler toplasın kuzum bize, daha nice çiçekler versin elimize inşallah... :)

Youtube da Kapandı



1 hafta önce Twitter'ın Türkiye üzerinden erişime kapatılmasından sonra, Youtube'da kapandı bu hafta içinde. Ülkem olarak garip haller içindeyiz bu aralar. Sözde demokrasi diyorum ben bu duruma, çünkü demokrasi hiçbir şekilde özgürlüğün kısıtlamasına bahane kabul etmemesi gereken bir rejim türüdür. Hakkımızda hayırlısı olsun diyorum hep. Her gün sabah uyandığımda da, bugün ne haberler var acaba diye merakla interneti açıyorum. :) 

Gelelim resimde neden gaz lambası olduğuna; öncelikle resim alıntı, zaten üst kısımda nereden alındığı belli oluyor. Twitter'a veya Youtube'a ulaşmak biz Türk Milleti için zor olmadı elbette. Türk milleti çalışkandır ve sorunlara çözüm bulmakta ustadır efendim. :) Ancak normal yollardan internete girebilme özgürlüğümüzün olması gerekirken, başka yollarla internete girebilmeye çalışmak özgürlüğümüzün kısıtlanması demektir.

Bende şu düşüncedeyim artık; yarın için Facebook da kapanabilir diyorlar. Madem teker teker internet siteleri kapanmaya başladı, toptan elektriği kesip gaz lambasına geçelim. :) Doğrusu ben nostaljiyi pek çok severim. Mum ışığında oturmaya da bayılırım. :) Polyanna olmak lazım böyle durumlarda. Hakkımızı savunmak ama sakin olmak... :) (Seçim mitinglerini izleye izleye, sanki bende seçmenlerime konuşuyormuş gibi hissettim bir an (: )


My Mad Fat Diary

My Mad Fat Diary'den bahsettiğimi hatırlıyorum, geçmiş yazılarda. 2. Sezon'un son bölümü bu hafta yayınlandı, alt yazısı ile beraber... :) Şimdi izleyen var mıdır bu yazıyı okuyanlar arasında bilemiyorum ama, 3. sezon gelecek mi ne zaman gelecek bilen var mı? :)

2. Sezon için yorumuma gelecek olursak; ben çok beğendim yine doğrusu. Bu diziye yorumumu yaparken şunu demek istiyorum; başarıya giden yollardan bahseden kitap ve filmlerden çok hoşlanıyorum. Bu beni motive ediyor, hele ki tutunmak için çabaladığım hayallerim için...

Mesela The Carrie Diaress da böyle bir dizi. Ve One Tree Hill de böyle bir diziydi... :) Hayalleri için uğraşan kişilere gıpta ediyorum. Çünkü bu hayata gelme amacımızı bulmaya çalışarak yaşarken, vademiz dolana kadar da bir veya birçok hayalin peşinde koşanlar olarak şanslıyız. Birkaçı bu hayatta neye tutunabileceğini bulamıyor, birkaçımız da amacımızı belirleyip peşinden koşuyoruz. Amacıma ulaşmak için çaba gösterenlerdenim, kimsenin canını acıtmadan... :)


Haftanın Müziği dersek;

Ellie Boulding'in Burn şarkısı, bu hafta en çok dinlediğim şarkı oldu. :) Ellie Boulding'in Goodness Gracious şarkısını geçen haftalarda dinlemiştim bir müzik kanalında ve çok beğenmiştim. Sonra yine aynı müzik programında 4-5 gün önce Burn şarkısı da çıkınca, "bu şarkıyı duymuştum ama nerede?" diye sordum kendime. :) Sonrası her aklıma geldikçe dinlemek oldu bu haftaki işim. :) 

Sizde benim gibi, ülkemizin karmaşık durumlarında, hoşunuza giden bir parçayı birçok kez dinleyerek kafanızı dinlendiren tiplerden misiniz bu aralar (Birçok sıkıntınızda yaptığınız gibi) ? Merhaba benden sizlere de... :) Burn şarkısı hepimize gelsin... :)

*Youtube videosunu paylaşmıyorum, siz bir başka video sitesinden veya youtube üzerinden dinleyin olur mu? :) 

Ve Yarın İçin Sözlerim; 

Yarın yazabilirsem yine yazma düşüncem var ama, ben yine de yazamazsam diye; yarın ülkem için sorunsuz adaletli bir seçim olsun inşallah. Yarın belediye başkanlarımızı ve muhtarlıklarımızı temsil edeceklerimizi seçeceğiz. Türkiye Belediyelerini seçiyor yani kısacası. Ülkemiz adına hayırlısı neyse o olsun inşallah. Umarım Allahım bizlere iyiliğimiz için hayırlısı neyse onu nasip etsin. :) 

Ülkemizi umursayalım; bir oy, bir oydur. Sandığa gidelim, oyumuzu verelim. Ülkeyi ben mi kurtaracağım demeyin, ülkeyi sizden bizden başka kimse kurtaramaz... :) Allah cümlemizin iyiliğini versin inşallah... Sevgilerimle... :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...