22 Aralık 2013 Pazar

Gitar Sevdam


Yazmak tutkumdan veya sevdamdan hep bahsediyorum, bitmek tükenmek bilmeyecek ve bitmesini tükenmesini istemediğim bir şey zaten hayatımda. Sevdiklerine ek olarak kendini ortaya koyabildiği durumları vardır herkesin, yazmak da böyle bir şey işte. Durmadan bahsediyorum zaten bu durumumdan... :)

Ama bir de şu var; benim bir de Gitar Sevdam var. Yazıyla bağdaştırılamaz. Müziğe aşığım ve alışığım. Bir kulağım var mı pek bilemem, sanırım çok çok iyi diyebileceğim bir kulağım veya sesim yok. Ama bu müziği sevmeye veya iyi bir dinleyici olmaya engel değil. İyi bir dinleyici olduğumu ve müzik aletlerinin akustik seslerine bayıldığımı itiraf edebilirim bu yazıda. Dinleyicilik yönünde bir kulağım var. Bir de özellikle Gitar ve Piyano'ya ilgimin olduğundan bahsedebilirim diye düşündüm...


Nereden mi çıktı bugün bu konu, elbette ki gitarımla ilgilenmeye başlayınca bugün bahsetmek geldi içimden. Hele ki talihsiz kaza olunca bugün, :/ "Emektar gitar tellerim hakediyor bir yazıyı." dedim. :) Çalmayı bilmiyor olsam da tamamen, bildiğim kadarıyla ve öğrendiklerime yeniler katmak için uğraşmaktan vazgeçmiyorum elimden geldiğince... Bugün üst resimde de gördüğünüz gibi, kaç senelik gitar tellerimin altıncı teli koptu. Resmen talihsiz bir olaydı, biraz da benim dalgınlığıma geldi itiraf ediyorum. :/

Olay şöyle oldu;

Bilirsiniz gitar gibi telli müzik aletlerinin veya birçok müzik aletinin akordu bozulur; odanın sıcaklığı, hava değişikliği, ortam değişikliği vs birçok şey buna engel olabilir. Ben arada sadece gitarımın akordunu flüt sesi ile düzeltip uğraşan biriydim. Ancak bu tahmin edildiği gibi her zaman tatmin edici bir akort etme yöntemi olmuyor.

Ancak dün Google Play Store'da denk geldiğim Gitar Akort Programı ile kolayca yapabilirim düşüncesi geldi aklıma. Dün indirdim, bu öğlen de kahvaltı sonrası gitarımı elime aldım ve kontrol etmeye başladım. Programı çözünce iş kolaylaştı tabi. Ama iş doğru telleri akort etmekte. Ama Gitarı azıcık biliyorsanız, çözülmesi zor değil...

Bu program Akort Tunner aletleri ile aynı işlemi gerçekleştiriyor bu arada. Siz akort edeceğiniz teli seçiyorsunuz sonra da program sizi yönlendirecek komutu gösteriyor, yeterli olduğunda da durmanız için onaylıyor... Olay bu kadar..


Gelelim benim nerede dalgınlık yaptığıma; Ben başta kalın telleri yanı üstten 3 teli akort ettim. Ama sonra parmaklarım yorulunca, konsantrasyonum bozulmuş sonradan farkettim. Alt telleri neden akort edemediğimi kavrayamadım başta. Ama sonradan anladım ki, benim şaşkın kafam dalmış, yorgun ellerim de hala üst telleri çeviriyormuş... Anneme ben telleri kontrol ederken istediğim vidayı sıkmasını rica ettim sonra. Ancak biz alt vidaları sıkarken, en üst tel gerginlikten inceldiği yerden koptu. Sonra kalakaldım öylece. :) Şimdi mecbur tel değiştirtmeye götüreceğiz bir ara. :) Emektarım, ilk aldığım günden beri aynı telleri kullanıyordu. Ve ben gitarımı alalı yaklaşık 8. yılına doğru koşuyordu. :)

Gitarımı bir bayram sonrası bayram harçlıklarım ve geri kalanını da annem babam ve ablamın tamamlamasıyla almıştım. Benim için mükemmel bir histi bir şeyi ailemle beraber alabilmek. :) Sonra kursa da gittim, ailemin desteğiyle. Lise 1'e ilk başladığım zamanlardı. Ama Lise 1 sınavları zorlayınca, bir de iş akor basmaya gelince başarısızlığa uğramıştım yoğunlukla beraber... Günlük ya da haftalık yeteri kadar çalışmam gereken vakti ayıramaz olmuştum ki, 1 dönemi bitirince bırakmak zorunda kaldım gitar kursumu. Bir daha da gidemedim kursa. Ama bir gün ya kursla ya da kendi başıma umarım öğreneceğim, şartlar elverirse... :)


Ya işte böyle... Gitarım benim her zaman açmaya sabırsızlandığım sır kapım olacak. Her elime aldığımda kendi başıma bir şeyler öğrenmek bile öyle hoşuma gidiyor ki... :) Gitara dokunmak, tellerinde ellerimi gezdirmek, anlamsız veya anlamlı azıcık öğrenme çabalarımla tıngırdatmak bile sadece yetiyor bana... Öğrendiğimde bu büyü kaybolmayacak, arttıkça artacak biliyorum, buna inanıyorum. Gitar, öğrenmeyi çok istediğim ve her yeni bir bilgide heyecanlandığım bir güzellik benim için... Umarım günün birinde iyiden iyiye öğrenirim gitarı... :)

Birini sevmek için illa tanımak gerekmiyorsa, gitarımı da sevmem için sadece sesini bilmem ve akustik sevmem yeterli oldu benim için. Diyorum ve inanıyorum ki bir gün öğreneceğim inşallah... :)

Sevgilerimle...



21 Aralık 2013 Cumartesi

Kış Gündönümü


Kış Gündönümü Gelmiş, hoşgelmiş. :) 21 Aralık'a da erişmişiz. Hadi hayırlısı. Kışa girmişken, yılbaşına kaldı şurada 10 gün kadar bir süre. :)

Bugün Google açılınca internette öncelikle, önüme çıkan Kış Gündönümü Geldi haberiydi; burada. Aklıma ilk gelen 2012'de 21 Aralık'ta Maya takvimine göre kıyamet olacağıydı. :) O da geldi geçti ya epey oldu, bu sıra 2013'ün bitiyor olması bile garip geliyor. :)


Neyse neymiş bu 21 Aralık, Kış Gündönümü; (Bağlantıdaki yazıdan alıntıdır)

Kış Gündönümü'nde, Oğlak dönencesine dik gelir. Kuzey yarıkürede günler uzamaya, güney yarıkürede kısalmaya başlar. Bu tarih bazı ülkelerde kuzey yarıkürede kışın, güney yarıkürede yazın başlangıcı sayılır. Bununla beraber bazı ülkelerde de yazın veya kışın tam ortası kabul edilir.Güney yarıkürede en uzun gün,Kuzey yarıkürede en uzun gece yaşanır.

21 Aralık: En uzun gece, en kısa gündüz. Kış mevsiminin başlangıcı. (Kuzey yarım kürede)



Bana gelince;

Bu konuya girmemin sebebi; bana göre hep Ekim Kasım gibi başlardı Kış. Küçüklüğümüzde böyle şeylerin tarihini tutmazdık ki aklımızda. Yaz biterdi, Sonbahar gelir biraz yapraklar döküldükten sonra kış başladı sayardık. Şimdi insan büyüdükçe gerçeği biliyor, kanıtlanan ve söylenen gerçekleri var kabul ediyoruz. Küçüklüğümüzde kabul ettiklerimiz küçük yüzeysel ve kolaydı gibi. Nedense bazen insan küçüklüğünde kabullendiği gibi yaşamak ve düşünmek istiyor bazı şeyleri işte. Konumuz Kış Gündönümü üzerine açıldı ama alakası yok aslında. Küçüklüğü bu kadar ufak şekilde arıyoruz işte aslında. Saçma belki ama ben böyle düşündüm bugün... 

Küçüklüğümüze dönmek bu kadar kolay işte düşüncelerle aslında... :) Bir animasyon izlemekle, bir küçük çocuk ile oynamakla ve bazı şeylere de bazen yüzeysel bakmakla. İlla küçük boyuta yeniden erişmeye gerek yok, küçüklük anlara dair minik şeyler yaşamak veya düşünmek yeter. :) 

Beni anlayabileceklerin olduğuna inandığım için yazdım bu yazıyı. Her yaşın ayrı güzelliği var, her sıkıntıda küçüklüğümüze dönmeyi düşünmek kolayı seçmek elbette. Bunu bende biliyorum. Allahım küçüklük saflığımızı aratacak sıkıntılar yaşatmasın... Amin. :)

Kış Gündönümümüz hayırlı uğurlu olsun. Bunu neden dediğimi bilmiyorum. İçimden geldi işte... =)

Sevgilerimle... :)


*Bu yazıdaki Kış temalı resim, Google Görsellerden alınmıştır. 

Yazamamak

Bu sıra yine yazamayınca almıştı yine beni bir sıkıntı. Vay beni vaylar beni diyesim vardı, o derece. Şükür yazma hallerime kavuştum yeniden, yoksa halim nice olurdu? Yazamamak boğucu, yazamayınca büyük eksiklik hissediyorum hayatımda...

Yazamamaktan bahsedeceğim bugün. Çünkü yazamamanın hayatımda büyük eksiklikler ve büyük sıkıntılar oluşturduğuna tanık oldum bu sene çoğunlukla. Ama tüm bu yazamamanın sonucu, yeniden yazmaya kavuşmak oldu. Karanlığın sonu yine aydınlık yani, şükür ki...


Yazmak hep hayatımda oldu bu zamana kadar, ama gerek rahatsızlıklarım dolayısıyla gerek bir şeylerin yoğunluğu engel oldu bu sene ara sıra. Bu durum canıma tak edene kadar sürdü de sürdü bu sene. Ve gitmeye başladı bu durum artık birkaç aydır. Ben ne olursa olsun yazmayı bırakmama kararı aldım ki, bu kararı alana kadar zorlu bir sene oldu benim için 2013. Hem güzel hem de zorlu aslında...

Yazmak hayatımın bir parçası gibi hissediyorum hep. Yazmak olgusunu çıkardım mı hayatımdan yok olacakmışım gibi hissediyorum. Bu sıralarki sıkıntımın bir sebebi de buydu işte, yazamamak. Utandığımdan, çekindiğimden değil, fırsat yaratamadığımdan. Veya yazmak istediklerimin esasında, kalıcı olmasını istemediğimdendi. 2013'de böyle anlarım oldu evet. Ama geçti yazmaya başlamamla tabii. Ve en azından sıkıntımın sebebinin farkındayım artık, daha da çok. İyi bir şey bu değil mi? :)

Elbette burada paylaşabildiğim kadarını paylaşıyorum, öfkelerimi veya kırgınlıklarımı yansıtmak istemiyorum. Ama içime sindiği kadarıyla ve yazabileceğim kadarıyla onlara da yer vereceğim artık. Daha doğrusu yazabildiğim kadarını biraz daha zorlayacağım bundan sonra. Çünkü insanın öfkesini veya kırgınlığını içine atmak daha da büyütüyor kalbindeki huzursuzluğu ve karanlığı. Bu benim hayatımda isteyeceğim son şeylerden biri... İçime atmıyorum desem de birçoğunu sineye çektim bu sene ve yeterince yıprandım sanırım. Bitsin bu huzursuzluklar yeni yılla, diliyorum ki...

Yazmak ve yaşamak, ikisi bir bütün benim için. Ailem yanımdaysa bir de, müthiş bir şey bu dünya... Şükürler olsun Allahıma... Cümlemize sevdiklerimizle mutlu ve huzurlu günler, ve bol bol yazmalı günler diliyorum. :)

Sevgilerimle... :)

20 Aralık 2013 Cuma

Pinterest Hesabıma Buyurun


Geçmiş zamanda bahsetmişimdir belki; Pinterest hesabım birkaç aydır var, ama 1 aydır kullanmaya başladım. Sizleri de Pinterest sayfama beklerim... :) Sağ taraftan veya buradan ulaşabilirsiniz...



Pinterest bir fotoğraf paylaşma sitesi. Ama paylaştığınız fotoğrafları albümler (sitenin içeriğiyle panolar) içinde paylaşıyorsunuz veya bir sitede beğendiğiniz fotoğrafı da sitenize pinleme yöntemi ile aktarabiliyorsunuz. Bu günümüzde çok iyi bir özellik. Ancak ben yeni yeni kullanabiliyorum.

Birçoğu gibi beğendiğim fotoğrafları saklayan ve beğendiğim şeyleri ailem ve sevdiklerime gösterip paylaşmayı seven veya ara sıra açıp beğendiğim resimlere bakmak isteyen biriyim. Bazen çok sık bakmasam bile kenarda durmasını istediğim fotoğraflar oluyor. Bu tarz fotoğraflarımı paylaşmaya başladım bende Pinterestte. Gerek kendi çektiklerimden, gerek de beğenerek saklamak isteğimle kenara attığım resimleri paylaşmaya başladım. Ancak şimdilik çoğunlukla sevdiğim karikatürleri paylaşıyorum. :) İlerleyen zamanlarda da daha çok yeni kategorilerle resimler paylaşacağım inşallah...

Pinterest'ten dün bir mail aldım bu arada, Pinterest'in artık Türkçe de konuştuğuna dair. Sevindim elbette ama keşke Türkçe dili konmasaydı da dedim. Türkçe seçeneği olmadığından, kendi kendime ingilizce kategorileri çözmeye çalışıyordum, aslında çoğunu da çözdüm zaten. :) İngilizcemi eninde sonunda Pratikte de ilerletmeyi başaracağıma inanıyorum böyle böyle... :)

Pinterest'e ilk üye olduğumda, "aman Türkçe olmasın herkes gelir bu sefer" deniliyordu. Ama herkes gelse de, kategori içerikli olduğu için güzel bir siteyi bozamazlar sanmıyorum. Henüz tam anlamıyla Facebook vb sosyal paylaşım siteleri gibi meşhur değil, ama eğlenceli bir site. Hele benim gibi resim bakmayı seven biri için, çok güzel bir site.

Pinterest; başta kurumsal içerikli kullanılan bir siteymiş, ancak bir süre sonra kişisel olarak da kullanılmaya başlanmış. Sizde ilgilendiğiniz bir alanda resimler paylaşmak için bir Pinterest hesabı açabilir veya herhangi bir siteden sevdiğiniz resimleri açtığınız hesabınıza Pin'leyebilirsiniz. :) Karikatür severseniz veya benim sakladığım resimlerimi görmek isterseniz, Pinterest hesabıma göz atabilirsiniz... :)

Görüşürüz... :)

19 Aralık 2013 Perşembe

Zayıflama İsteği İle Gelen Hassasiyetler


Başlık aslında anlatıyor bu yazının ana fikrini. Zayıflama ile gelen hassasiyet durumları, her bayana veya her insana oluyordur diye düşünüyorum. Zayıflamaya karar verirsiniz ama gıcıklık bu ya canınız sürekli birşeyler çekmeye başlar. Ama siz yememeye direnirsiniz, inadına. Bu canınızın çektiği en masum şey olsa bile, sanki siz onu yemeyince bir kilo vereceksiniz gibinize gelir. İşte o duruma bir yarım saat önce geldim. Feci bir şey doğrusu... :/

Girdim yine zayıflama hevesiyle bir yola daha, Pazartesi gününden itibaren. Zaten böyle başlangıçları nedense en sevmediğimiz gün olan Pazartesi'ye saklarız. :) Aslında ailecek girdik bu yola. Bahsetmiştim Aöf sınavlarımdan sonra akşam yemeğimizde ailecek rejime girme kararı aldık diye. Benim  aslında sağlıklı beslenme demek daha hoşuma gidiyor bu duruma. :) Sağlıklı beslendiğime inansam da üstelik...


Gelelim konumuza; Başlıkta da dediğim gibi Zayıflama isteği ile gelen hassasiyetler var ki, zayıflama uğruna canınızın çektiği zararsız bir şeyi dahi yerken kendinizi suçlu hissetmenize neden oluyor bu hassasiyet. Dediğim gibi; sanki o minicik şeyi yemeyince 1 kilo verecekmişiz gibi. Bir de şu zayıflamanın daha kolay yöntemini bulamadılar ya, ona çok sıkılıyor canım işte. :/

Neyse; bir saat kadar öncesinden beri, canım öyle marul ve peynir çekiyordu ki; ama zayıflayacağım ya, yeme eylemini harekete geçirmeyi bir türlü gerçekleştiremedim bir süre. O kadar çok istiyorum ki zayıflamayı, gerisini siz düşünün... :(

İçimdeki tüm suçluluk duygusuna rağmen utana sıkıla babamdan istedim ve yedim sonunda. Ohh canıma da değsin işte. =) Suçluluk duygusunu yerken, "Çok hafif bu, suçluluk duygusu hissedilecek ne var ki Didem? Ye gitsin kuzum, metabolizmanı çalıştırır belki yeşillik." diye diye yenerek yedim. :) Hayır deli değilim, telkinler cidden işe yarıyor. Ben bu yöntemle kendimi zayıflamaya programlayabilirim de biliyorum :)

Rahatlıkla en nihayetinde yedim o minik şeyi. Ben o şeyi yemeseydim, gece uyuyamayacaktım belki de vazgeçecektim bu istikrarımdan. Buna hiç niyetim yok doğrusu. Biliyorum benim gibi birçok bayanın korkulu rüyası bu. Yasak şeylerin üzerine gitmek daha cezbedici gelir hep, o misal işte. :)


Karikatürle de pekiştirelim konuyu efendim. Bu işin esprisi tabii, konumuzla alakası yok. Ama çok iyi bir karikatür olmamış mı? :) 

Zayıflamaya kararlıyım efendim bu sefer. Dilerim en kısa zamanda da adım adım yol almaya başlarım. Zaten en yararlısı yavaş yavaş kilo vermekmiş. Kiloyu bir çırpıda almadığımız gibi, bir çırpıda da vermeye uğraşmak boşunaymış. Birkaç gündür yine o zayıflama sitesi şunu diyor, bu zayıflama sitesi bunu diyor diye diye dolanıyorum kendi kendime... Bloğumda yeniden bir zayıflama çılgınlığı adına yazılar görebilirsiniz bu sıralar, demedi demeyin sonra. :) Umarım size de kendime de yararım dokunur bu konuda yine bundan sonra... :) Sizlerin de desteği ile el ele başarabiliriz bunu, yeter ki inanalım. :) Sizlerin de deneyim ve önerilerinizi alabilirim.

Beni dinlediğiniz ve okuyarak da olsa destek verdiğiniz için teşekkür ederim. Siz okuyorsunuz diye bile, bu zayıflama aşkını bırakmamak için çabalayacağım. Bu sefer yol almaya da başlayacağım umarım. Yarından sonra; neden zayıflayamadığıma, neler yaptığıma, neler okuduğuma ve nelerin mantıklı geldiğine dair birçok yazı gelebilir... Görüşmek üzere o zaman. :)

Sevgilerimle... :)

*Bu yazıdaki resimler Google Görsellerden alıntıdır.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...