30 Eylül 2013 Pazartesi

Fotoğraflarla 1 Haftam - #18


Daha önceki Fotoğraflarla 1 Haftam yazılarımı görüntülemek için buraya alabilirim sizi. :)

Fotoğraflarla 1 Haftam, geçtiğimiz haftayı değerlendirmemi sağlayan bir yazı oluyor hafta başında veya ortasında yazarak... Bugünden itibaren bu yazı ile Eylül'ü geride bırakıp, Ekim'e kucak açmış bulunuyorum... :)

Bakalım geçtiğimiz haftada neler olmuş? :)


Haftaya yeniden Kağan'ımla başlamak güzeldi, haftanın ilk gününde... :) Ben bu kuzucuğu çok ama çok fazla seviyorum sanırım. :)

Biz henüz yürümeye başlayamadık, ancak tay tay durmaya devam ediyoruz. Ve epey de geliştirdik... :) Bu kuzu çok şebek ya. Ama maşallah'ı eksik etmeyelim lütfen. =)


Anneciğimle uzun zamandır bir karede poz vermiyorduk. Bu Perşembe Ablam-Annem-Ben takılırken annemi çektim yanıbaşıma ve böyle güzelim bir kare çıktı karşınıza... :) Allahım annelerimizi başımızdan eksik etmesin. Allahıma şükür bana böyle bir anne verdiği için... :)


Bulutları, Gökyüzünü ve Yıldızları çok seven biri olduğumu biliyorsunuzdur, denk geldikçe bloğuma ya da İnstagram sayfama bakıyorsanız... Bu hafta da bunu yakaladım. Belki bana denk geliyor, ki bence öyle, Belki de ben benzetiyorum an'ı yakalayarak... :)

Ama söyleyin lütfen, şurada bir yüz ifadesi yok mu? Şu bulutlar, küçük burnu bulunan, sanki sigarasını tüttüren bi suret değil mi? Hele hele Voldemort'a bile benziyor. :) Şu Harry Potter'ın belalısı olan... :)


Ve yine karşınızda Şapşik yiğenim ve annannesi var. :) Oyun zamanımız geldiğinden beri, epeydir yani, her fırsatta birçok şeyden oyun çıkartabiliyoruz. :) Buyrun bu da, süveterini çıkartırken ki şebek halleri, cö-e yapan Kağan Efendi. :)


Cuma günü öğlen haberlerinin sonuna denk geldim Kanal D'de. Tuncel Kurtiz hayatını kaybetti diyince bayan spiker, acaba ben mi yanlış duyuyorum demiştim. Hiçbir ölümü beklemeyiz ama, insan yine de her defasında bir garip oluyor. Sesini, oyunculuğunu sevdiğim adamdı Tuncel Kurtiz... Allah Rahmet Eylesin, Işıklar içinde yatsın...

Ezel'in Ramiz Dayısıydı. Ezel izleyen biriydim bir zamanlar, ve evet Tuncel Kurtiz'i daha çok Ezel'de iyice tanımış ve sevmiştim... Sesine hayrandım en çokta. Şiirler sesine yakışırdı... Birçok şiiri var seslendirdiği. Ama ben en çok Herkes Öldürür Sevdiğini şiirini sevmiştim. Sebebi Ezel'i izlediğim sırada etkilenmemden ötürüydü; Hem ses hem de şiir olarak tabii. :)

Toprağı bol, Mekanı cennet olsun Ramiz Dayı'nın...


Cumartesi Fotoğrafı, Kağan'ın uyku öncesi keyif an'ıydı... :) Cumartesi günü, keyif Kağan'ın, bu sefer ben karışmam dedim... :) Aradan 5 dakika geçti geçmedi, uykuya yol aldı sonra zaten... :)


Ve haftasonunu da, tüm haftayı da özetleyen görüntü buydu bence. :) Hala bitmedi kitap, çünkü çok hafiften alıyorum. Elimdeki 2. ve son Debbie Macomber kitabı bu. Debbie Macomber'ı çok sevdim, doğrusu bitmesini de istemiyorum... :) Okuma hallerim; gerek meyve ile, gerek müzik ile, televizyon karşısında veya deniz karşısında, ve geceleri olmak üzere sürüp gidiyor... :) En keyifli anlardan, okuma anları... :)


İşte böyle geçmiş 1 haftam daha... :) Ah itiraf etmeliyim ki; bu hafta başlamayı umduğum ders çalışmalarıma başlayamadım hala. İnşallah yarından itibaren başlayacağım. :) 

Ve bu sıralar yine yazamıyorum, doğru dürüst bloğuma. İnternet Günlüğüm serisine yazabilirim diye düşündüm bugün... :) Bir başka yazımda görüşmek üzere o zaman. Esen Kalın, Sevgimle Kalın... :)

26 Eylül 2013 Perşembe

Bulutlarla Konuşmak...



Ah bu Mevsim Geçişleri, nasıl da etkiliyor birçoğumuzu. En çok da etkilenen benim sanırsam. Ya bir garip hallerde olurum değişen hallerimle, ya da çoğunlukla duygusal... Bu sene de duygusal moddayım yine. Ama iyi gelmiş bir duygusal hal bu. Nasıl mı? Depresif olmayan bir duygusallık işte, birçok dizi-filmin duygusal anları veya duygusal moda uygun tüm içerikler... :)


Bu Pazar Bulutlarla konuştuk, şu yazımın sonunda da bahsettiğim gibi. Bulutlarla konuşmak mı dediğinizi duyar gibiyim. Ama konuşacak biriniz olsa da olmasa da; bulutlarla, sizi iyi hissettiren bir gün batımı ile veya yıldızlarla konuşmak insanı çok iyi hissettiriyor. Garip ama gerçek...

Bahsederim sonra demiştim, bulutlarla veya yıldızlarla konuşmak nasıl oluyor diye. Sözümü tutayım dedim bugün işte...


Bulutlarla konuşmak (veya rahat hissettiren bir şey ile konuşmak);

Sessiz olur, rahatlatıcı olur. Sizin içsesiniz ile dolu olur... Çünkü siz konuşursunuz soru sorsanız da cevap alamazsınız. Düşündürür böylece, sadece kendinizle...

Siz düşünür, kendi kendinize konuşmaya başlarsınız. Aslında içinizle buluşmadır bu.  İçinizle buluşursunuz, içiniz rahatlatmaya çalışır sizi veya yüzünüze vurur tüm herşeyi...

Bulutlarla, yıldızlarla veya gökyüzüyle konuşmak; sakinleşirken, karmaşık sorularınıza cevap bulmaktır... 

Bulutlarla veya herhangi bir şeyle konuşmak; iyidir, güvenlidir, rahatlatıcı bir unsurdur... Yaşadığına inanmaktır, doğa güzelliğiyle güzelleşmektir. 

İşte bunlar hissettiklerim; bazen bulut olur, bazen gökyüzü, bazen gün batımı, bazen yıldız, bazen bir dağ, bazen uçan bir kuş... 

Hayır, delirmedim. Sadece güzelliklere karşı açarak içimi, içsesimle buluşuyorum bazen... Bu beni rahatlatıyor, yaşadığımı hissettiriyor daha fazla... :)

Not: Tabii her zaman bir olmaz sevdiklerinizle konuşmakla. O ayrı bir nokta...




Geçtiğimiz Pazar gününde, birkaç haftadır sıkıntı dolu olan hava yağdırdı. Ve sonrasında da güneş açtı... Bulutlar enfes güzellikte bir ışık hüzmesi göstermeye başladılar resimdeki gibi. Sonbaharın etkisi ile, içimdeki sıkıntıyı bu gökyüzü rahatlatmaya yardımcı oldu. Duygusallığıma da öneri sundular... 


Sonuç olarak bizim konuşmamız işte böyle başladı... 


Yağdırdıkları için kendileri epey mutluydular. Dediler ki bana; 

 "Bak sen normalden çok duygusalsın bu sıra, duyguların yoğunlaşınca yağdır gitsin gözyaşlarını sende. Çok rahatlıyorsun bak, biz yağdırdık rahatladık. Sıkma kendini sende." Dediler.  

"Mevsim geçişleri duygusallaştırıyor, bizi dahi sıkıyor bu havalar. Sakin ol ve ferahlamaya bak, düşüncelerini bizimle bağdaştırmamaya çalış." dediler.

Fikirlerini değerlendireceğimi söyledim bende, son dedikleri zor olacak olsa da. Teşekkür ettim. "İlerleyen zamanlarda bakarız, tutmam içimde."dedim. 

Çok iyi bulutlardı, az muhabbet ettikten sonra anı ölümsüzleştirdim, gittiler sonra... :)


Bulutlar dediler ki bir de "Unuttun mu geçen senenin Eylül'ünü?" Evet Geçen sene Eylül ayından sonra daha da kötü bunalmıştım. Bu sene iyiyim yine...

Geçen sene Eylül'deki geçirdiğim sıkıntılarımı okumak ister ve tavsiye almak isterseniz buraya tık tık. 


İşte böyle. 
Ben konuşurum bazen gökyüzünle. 
Dinler ve dinlenirim kendimce. 
Sevgilerimle... :)

23 Eylül 2013 Pazartesi

Fotoğraflarla 1 Haftam - #17


Daha önceki Fotoğraflarla 1 Haftam yazılarım için buraya bakabilirsiniz...
Geçtiğimiz hafta değişikliklerle başlamıştı. Ve bir hafta daha bitti bugünün başlaması ile... :)

Ve ufak tefek aksiliklerden dolayı birkaç aydır, çoğunlukla hafta içine kalan Fotoğraflarla 1 Haftam yazısını erken yazma dönemime geri döndüm sanırım. Hayırlı olsun efendim. :) Umarım bundan sonra da böyle gider...

Bakalım geçen hafta neler olmuş?



Geçtiğimiz Pazar günü Kağan Efe'yi Babaannesigil'in Bursa'ya gelişi ile anne-baba evine gönderdik. Pazartesi sabahı babamda bu yaz bıraktığı işine geri döndü... 1 sene daha çalışacak, sonra yeniden emekli olacak. :) 

Velhasıl geçen haftaya annem ile ben ikimiz kahvaltı ederek başladık. Canım anneciğim ile kahvaltı sonrası çay keyfimizi de yaptık. Ama tabii Kağan'a ve babama alışmışız başta garip geldi. :)


Hava şöyle kapalıydı, sanıyorum haftabaşıydı. :) Nasıl bir gökyüzü bu, resim tablosu gibi değil mi? :)


Salı günü pazar'dan annemler mandalina almış gelmişler. Önümüzdeki kışa doğru ilk mandalinamı yemiş oldum. Çok severim ben mandalinayı, her ne kadar yeşil mandalinada olsa güzeldi... :) Teşekkürler Annem ve babam. :)


Rüzgarla beraber yağmur ilk defa haftaiçinde geldi. :) Camlara vurdu, "Biz geldik" dediler. :) E hoşgeldiler, sonbaharla beraber... :)


Antalya'dan döndüğümüzden sonra yine anladım ki, sıkılmadan fotoğraflamaya ve paylaşmaya devam edeceğim bir an varsa onlardan biri gün batımı anlarıdır. :) Çok severim gün batımını, gün doğumunu... :)



Evet bu da; "Keyif benim, vitaminler benim" adlı eserim. :) Bu sıra sık sık yenen iki adet mevsim meyvesi, yeşil elma ve armut. :)


Cumartesi paylaşımı, Perşembe günün sabahının fotoğrafı. :) Bu fotoğraftan da anlaşılıyor ki, sadece karayolu trafiği değil hava trafiği de dolu dolu olabilir bazen... :) Acaba bu uçaklar nereye gidiyorlar ve bu hava trafiği neden diye düşünmüyor değil insan. :)


Cumartesi akşamı idi, Kağan Efe'mi getirdiler yeniden babaaannesigil ile ablam ve eniştem. :) Yeniden kavuştuk tam 1 hafta dolmadan. Erken dönmeleri gerekti, 2 hafta yerine 1 hafta kaldılar. 1 hafta dolmamış bile olsa, yine de çok özlemişim. Cumartesi akşamı, yakalayamadığım 2 şaklaban yüz halini çekmiş oldum bu arada. :) Maşallah kuzuma, hoşgeldi kuzum. :)


Bu da dün sabahtan bir Kağan Efe ciddiyeti. :) Beyefendi balkon camlarından dışarıyı izliyor, oturuyor gözleri dala dala benden tarafa bakıyordu. Sabah uykusu öncesi denebilir yani. :) 

Evden bir çocuk gidince, ev cidden epey sessizleşiyor. Allahım yokluğunu yaşatmasın, yeğenimden ayrılınca isterse 2 gün olsun özlüyorum. E tabii, ben böyle oluyorsam anne-babası ne yapsın de mi? Düşünüyorum elbet canım. Ama ne yapayım; ilk defa benden küçük birinin, bir bebeğin yakından bir aile bağıyım. :) Teyzelik işte... :D


Bu da dün öğlenden sonrasının fotoğrafı. Dün çok güzel yağmur yağdı burada. Havanın sıkıntılı halleri gitti, güneş yeniden açtı sonrasında. :) 

Ve gördüm ki bulutlar bir havalara girmişler, bir mutlular sormayın. 

Neymiş; yağmur yağdırmışlar da, rahatlamışlar da, üzerlerindeki sıkıntıları atmışlar da... Ne konuştuk ne konuştuk, muhabbet epey gitti. :) Anlatırım bir ara. :)

Not: Delirmedim. Ya da bana özgü bir delilik olabilir. :) Dedim ya, anlatırım bir ara. :)

İşte 1 hafta böyle güzel, geldi geçti efendim. Bir Fotoğraflarla 1 Haftam yazısının daha sonuna geldik. :) 

Mutlu Kalın... Sevgilerimle... :)

Bir Sonbahar Pazar'ı Yazısı


Aslında bu yazı, hem bir Sonbahar yazısı, hem de bir Pazar günü yazısı... Bu hafta pek de yazı yazamadım. Herkes kendi okul ve iş yoğunluğuna doğru ilerlerken, ben evdeydim. Ve bu hafta sadece Aöf Kaydımı yeniledim ve sakince içinde bulunduğum duruma alışmaya çalıştım. Pek de zor olmadı doğrusu. :)

Neyse ne diyorduk; Bu Bir Sonbahar Pazar'ı Yazısı. :)


Dün Kağan Efe'm geldi evimize geri, babaannesigil bugün geri döndüler Çanakkaleye... :) Pazar'dan Cumartesi'ye bir hafta olmadı, ancak insan yine de delicesine özlüyor işte... :) Üstteki fotoğraf bu sabahtan. Ne kadar ciddi duruyor değil mi? Kuzum benim bakışlarını yerim senin. :)


Bu Pazar keyifli bir Pazar'dı yine. Babam yeniden çalışmaya başlamıştı bu hafta başında, bugün de hafta tatiliydi. Kağan'ın sesi ile uyandık bu sabah hep beraber. :) Evde çocuk olunca sabahı da akşamı da güzel oluyor günün, onun neşesi ve gülümsemesi ile. :)

Sabah güzel bir kahvaltı ettik önce, Babam Annem ben ve Kağan... Ardından çay keyfimizi yaptık güzelce. Annemin hafif kırgınlığı vardı bugün, sanırım mevsim geçişinden dolayı gece üşüttü. Annemle Kağan'ı sabah uykusuna yatırdık dinlenmeleri için öğlen. :) Sonra babamla Show Tv'deki Türk Sineması keyfine tutulduk...

Babam demişti ki bu sabah; 22 Eylül geldi, Sonbahar kendisini gösterir artık. :) Dediği gibi de oldu. Sonrası öğlen hava kendini kapattı, sisler ortalığı sardı, gökler ağladı... Soğuk etkisini de daha fazla göstermeye başladı bugün...

Sonbahar'a buradan hoşgeldin demeye tam fırsat bulamamıştım. Bugünden itibaren gerçekten Sonbahar'a hoşgeldin diyorum. :)


Bugün hava yağmur yağdırıp, kendini toparlama evresini bu 4 resim çerçevesinde atlattı. :) Bir havalar bir havalar... Neymiş; İçindeki sıkıntıyı akıtmış, rahatlamış. Bu sıralar çok duygusal olduğum için, bende duygusal birşey gördüğümde kendimi tutmayıp, akıtmalıymışım gözyaşlarımı da... :) (Öyle dedi kendisi)


Sonbahar denince benim aklıma gelenler şunlar oluyor efendim;

- Şal mevsimi başladı,

- Kışa Hazırlık mevsimi açıldı (Közlenmiş biberleri hazırlama, turşu kurma, domates soslarını ve kahvaltılık sosları hazırlama ve yazlıkları kaldırma vakti. Hepsi birbirinden güzel heyecanlar :) )

- Eylül demek, yaş ceviz yemek demek benim için (kendisini çok severiz annemle),

- Kahvenizi alıp, yağmur yağacakmış gibi kararan gökyüzüne karşı kitap okumak ve dışarıdakiler için dua etmeye yeniden başlamak demek Sonbahar,

- Ve Sonbahar; bir yenilenme mevsimi mi, yoksa yaprakların dökümüne neden olduğu gibi bir döküm mevsimi mi, düşünüp durmak demek benim için... Ve böylece mevsim değişikliği sebebiyle, depresif durumlara karşı hazırlıklı olmak demek... :)

- Ama herşeye rağmen Sonbahar, yenilenmek demek diye düşünmek ve kendimi yeni kararlar için hazır hissedip yeni ve kalıcı kararlar almak demek benim için... :)


Hoşgeldin Sonbahar, Sevgilerimle... :)

21 Eylül 2013 Cumartesi

Yıllar Geçerken - Bloglovin



* Bu resim, Google görsellerden alıntıdır.

Blogger yazan ve yazanları takip eden biriyseniz, "1 Temmuz 2013 tarihinden itibaren Google Reader kapanacak" haberleriyle karşılaşmışsınızdır bu sene muhtemelen. Ama henüz kapanmadı ve bir haber de yok doğrusu bununla ilgili maalesef.

Bende ne zamandır Google Reader kapanırsa diye, bloglovin açma düşüncesindeydim doğrusu. Kısmet bu haftaya oldu, 2-3 gün önce bloglovin'e ismim üzerine üyelik alıp bloğumu da o ismin üstüne aldım. Bloglovin'den de beni takip etmek isterseniz buradan takip edebilirsiniz. :) Veya sağ köşede bulunan "Follow me on bloglovin" yazılı Bloglovin butonuna tıklayarak da sayfama ulaşabilirsiniz... :)



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...