9 Eylül 2013 Pazartesi

Eve Dönüş



Resim; Antalya'dan döndükten sonra evimizde yeniden uyandığım sabah kendi tarafımdan çekilmiştir. :) Sonunda geldik, evimizi ve manzaramızı çok özlemiştim yine... :)


Eve döndüğümüzden beri bloğum hayatımı geriden takip ediyor maalesef. 
Eh bilirsiniz ki bazen tatile çıkınca veya tatilden dönünce insan çabuk adapte olamayabiliyor. 

Tatile çabuk adapte olmuştum da, sıcak ve bunaltıcı geçen bir yaz tatilinin dönüşünde epey yorulmuş ve bunalmış halde şehrimizle, evimizle, odamla hasret giderme çabalarına girince; bloğa sık bakma vakti bulsam da, yazma vakti bulamadım. :)

Eh Antalya'dan Bursa'ya gelince de, akşam üşümelerinin tadını çıkarmaya başladım bir de. :)
Geri yerleşmeler ve odamda sonbahar temizliğim de cabası. Annem bir yana bende epey yerleştim ve odamı tekrar düzene soktum. 

Şükür ki geldik buradayız. Tekrar hoşgeldim ve hoşgeldik... :)


Antalya-Bursa yolculuğumuza gelince; güzel ve eğlenceli bir yolculuktu.
Antalya çıkışından bu fotoğraf... :)



Dönüş yolculuğu huzur vericiydi. Kağan ile Babamın mola verdiğimiz sırada bir görüntüsü bu. Kütahya'ya doğru bir benzin istasyonunun kenarı burası... :) Ne kadar sevimli geliyor gözüme, maşallah. Yiğenimi ve ailemi çok seviyorum. :)


Yolculuk ve yol görüntümüz... Hava kapalı değildi, bulutların böyle göründüğüne bakmayın, bir süre sonra dağıldı. Böyle havada yolculuk nasıl olsun ki... Şükür güzeldi. :)


Ve Allaha şükür sağ salim önce şehrimiz Bursa'ya ve ablamlara, ertesi sabah da evimize kavuştuk. Bu resim de Gemlik'in girişinden. Arabada ne kadar çekebilirsem o kadar çektim.Aslında Gemlik'in girişinin fotoğrafları var ama bu sefer böyle oldu...

Ve; Gemlik'imizin girişi güzeldir. Deniz olan bir şehirden de dönsem Gemlik'e, bana huzur verir... :) 
Tekrar Hoşgeldik...

Bundan sonrasında kışa hazırlık ve hayata devam. 
Değişiklik ve tatil dinginliği herşeye rağmen güzeldi. :) Sonbahara da hoşgeldin demeli. 

Sevgilerimle... :)

Daha fazla fotoğraf için; 

6 Eylül 2013 Cuma

Fotoğraflarla 1 Haftam - #14



Daha önceki Fotoğraflarla 1 Haftam yazılarına buradan bakabilirsiniz. :)

Bu haftaki Fotoğraflarla 1 Haftam yazısı, Pazartesi Antalya'dan Bursa'ya eve dönme yolculuğu ve sonrasında da toparlanma uğraşlarından dolayı epey gecikti. 5 günlük aradan sonra, geri döndüm yeniden bloğuma... :) Hoşgeldim yeniden yani, evimize de bloğuma da... :)

Bakalım Antalya'da son 1 haftamız nasıl geçmiş? :)



Haftaya Pazartesi gününden itibaren sabahları erkenden kalkıp denize gitmelerle başladık son 1 haftamızda... :)

Ve Salı günüydü üstteki fotoğrafı çektiğim gün;Sabahına denize gittik, öğlenine Meryem geldi. Akşamına da Hatice Yengem. Sonuç, yemeğimizi yiyip sonunda saç kestirme işlemi için kuaföre gittik. Arabada kuaföre giderken, kendimi çektim bende uzun saçlarımla. Aslında o gün uzun saçlarımla çok fotoğraf çektim ama neyse... :) 


Ve kuaför sonrasında; gitti uzun saçlar, geldi kısa saçlar... :) Kuaförden çıkıp, arabaya bindiğim esnada babamların çektiği fotoğraf bu da. Ben en fazla bu kısalık istiyordum zaten. İstediğim model de Megg Ryan'ın kısalığıydı, oldu sonunda. :) Birde önlerde yan kahkül var, ben kendime yakıştırıyorum yan kahkülü. Ancak bu model ile pek uyduğuna emin olamamıştım başta. Ama şimdilerde oldu gözüyle bakıyorum... :) Şimdi sağlıklı saç uzamalarına inşallah... :) 


Çarşamba günü Kemer'e gittik, Babam, Annem, Dedem, Kağan ve ben... Kemere giderken ve tabelayı çekerken heyecanlıydım. Ama Kemere girdiğimizden itibaren hayal kırıklığına uğradım. Kemere en son, 10-12 sene öncesinde gitmiştim. Kındıl Çeşmede kamp kurduğumuz zamanlardı. Şimdi o zamanki Kemer nere, şimdiki Kemer nere... Dağlar kadar fark var arada, şu görünen dağlar kadar fark. :) Memnun kalmadım açıkçası, 2013'deki Kemerden... :/


Yolculukta müziklerin arasında Duman'ın parçasının denk gelmesi, eğlenceli ve düşündürücü kıldı yolculuğumu. Şarkı sözleri sizi anlatsın veya anlatmasın, ritimle bile dalıp gidebiliyorsunuz Duman parçaları ile. Helal Olsun'du bizim Kemer'e giderken çalan Duman şarkımız... :)


Kemer'den dönüşümüz çok fazla gecikmedi, en fazla 1 saat durmuşuzdur. Bu fotoğrafı da dönmek için arabaya bindiğimizde çekindim. Saçlarıma bakmak içindi sebebi. Ancak burada güldüğüm gibi memnun kalmadım Kemer'den, tekrar söylüyorum bak! :) Her yeri otel, her yeni bina... Yazık olmuş... 


Ve ertesi gün, Rahmetli Annannemin ve Dedemin komşusu Şengül teyzedeydik. Bol bol annannemi andık... Dedemler Antalya'da oturdu oturalı ve biz yazları oraya gitmeye başladık başlayalı var Şengül teyze. 
O gün Kağan'a bebek verdi Şengül teyze, Kağan'da epey şaşırdı kendi boyunda bebek görünce. Dikkati ise en çok bebeğin gözlerindeydi, her zamanki gibi yani. :))


Emektar Şengül Teyzemiz ile Annem. Hoş sohbetlerin arasında fotoğraf çekimi istediler, hatıra olarak. Bir araya gelince çok güzel sohbetler çıktı yine ortaya, eski anılarla dolu... :)


Bu da Şengül teyzem ile ben... :) 


Plajdan görüntüler, tabii kısa saçlarla... Simam epey değişmiş geldi bana, epey... :)


Okuma esnalarından bir görüntü, tabii kısa saçlarla. :) Okuma keyifleri bir başkaydı plajda. Bu okuma keyfi de, son okuma keyiflerinden biriydi son haftamızda... :)


"Mısır Aşkına" koydum bu resmin adını. :) Mısır paylaşma örneği, Babamla Kağan'dan. :) Mısır'ı sevsin Kağan'da benim gibi dedim, bu sevgisi beni bile geçebilir. Korktum... :O 


Ve bu resim de, son plaj günümüzden. Cumartesi sabahı bu yazın bizim için son sefasına uyandık. :) En sonunda da, benim kadrajımla başlayarak fotoğrafladık. Bu fotoğraf benim çektiğim, Anne-Yiğen-Baba görüntüsü... :)


Bu da Babamın kadrajından, anne-kız-torun fotoğrafı... :) Her ne kadar güneş yüzümüze vurmuşsa da, güzel olmuş bence... Eş-Kız-Torun görüntüsü, Babamdan... :) 


Ve bu yazının sonunu bir değerlendirme ile bitiriyorum bu hafta, İnstagram'da da olduğu gibi. Bu hafta en çok saç kestirme mevzuusu ön planda oldu. Saç kestirme ve kısa saçlara alışma... Bu saç saç kestirmeden birkaç hafta öncesi... :) Ve aynı zamanda akülü sandalyemde de ilk fotoğraf...




Bu da saçlar kesildikten sonraki fotoğraf... Yanılmıyorum bence, simam cidden değişmiş. Ama yine de yakışmış yahu, ben öyle düşünüyorum. Sanırım önemli olan da bu. Önce yakıştırmak, sonra yorum almak... :) 

Şu ana kadar beğenmeyen pek olmadı ama beğenilmeyedebilir canım. Ama uzun saçtan sonra biraz rahatlamam ve rahatlamamız gerekti... Nasıl kıydığıma ben bile azıcık üzülmüyor değilim. Ama kökü bende ne olsa, boşvermek gerek... :))


İşte 1 hafta böyle geçti. Bursa'ya dönmemiz ile; biraz ev özlemi gidermek ve toparlanmak adına geçti 5 gün. Bu haftaki Fotoğraflarla 1 Haftam yazısı 5 gün gecikmiş oldu mecbur. :) Böyle şeyler sık olmuyor şükür ki, bu seferlik böyle oldu artık. Yeniden hoşgeldim. Sevgilerimle... :)))

1 Eylül 2013 Pazar

Yaz Tatilimizin Deniz Sefaları


* Dikkat! Bu Yazı Deniz Kenarı Fotoğrafları İçerir... :)


*Fotoğraf Kağan Efe'nin denize gitmek ile gitmemek arasındaki kararsızlığı esnasında çekilmiştir. Sonuç, bir yere kadar gidebildi. :)

Ne zamandır böyle bir yazı yazmayı planlıyordum, bugüne kısmet oldu. Bugün, Yaz Tatilimizin Deniz Sefaları nasıl geçti? içerikli bir yazı yazmak istedim. İyi okumalar diliyorum...



Dün sabah tatilimizin son deniz faslını gerçekleştirdik ve bu yazın deniz sefalarını bitirmiş olduk... Tatilin bitimine de son 1 günümüz kaldı. Ve dün evde toparlanma aşamaları başladı... Yukarıdaki fotoğraf, dün sabah deniz kenarından... :)

Deniz iyi geldi hem ruhuma, hem bedenime. Sağlığımda toparlanmalar var... Haziran'da kaybettiğim ayağımın üzerine basma yetim, şükür ki denizdeki hareketlerim sayesinde yerine gelmeye başladı burada. Ama dönmemiz gerek artık, fizik tedaviye de ihtiyacım var. Umarım durumum eve döndükten sonra da fizyoterapi ile pekişecek ve bu kış daha iyi geçecek... :)



Deniz Sefalarında, çoğunlukla deniz sonrasında ama bazen de deniz öncesinde yapılan kitap keyiflerim vardı. Ve tadına doyamadım doğrusu. Genellikle dalgalar rahatsız etmeye başladığında denizden çıkartırdı babam beni ve oturur kitabıma sarılırdım. Deniz içerisinde iken dalgayı sevmem ben, hem tat almam hem de korkarım. Ama dışarıda iken o dalgaları seyretmek öylesine hoşuma gider ki... :)

Kısacası resimdeki gibi, kitap sefaları ara ara deniz dalgalarına bakıp düşünerek geçti. Çok güzeldi... :) Büyük eksiklik hissetmeyeceğim evimizin önünde deniz olduğu için. Ama sahildeki kadar da yakın olamayacağım...


Kitaptan başımı kaldırıp babama poz verdiğim sırada bu da, saçlarım uzun iken. Bu hafta sonunda saçlarımı kestirdim, aşağıdaki fotoğraflarda kısa saçlı hallerimde var. 

 Ayrıca bu ikinci fotoğraf ile beraber Akülü Sandalye'de ilk fotoğraflarımı çekinmiş bulunuyorum. Bu konuyla ilgili hislerimi Bursa'ya dönünce yazarım inşallah. :)




Bir okuma esnası görüntüsü. Kayıp Yüzyılın Prensesi'ni okuma esnasında ara verdiğim zaman çekilen fotoğraf...



Kayıp Yüzyılın Prensesi, Deniz kenarında biten bir kitap oldu. Severek ve yine Kahraman Tazeoğlu'nun cümlelerine hayran kalarak okuduğum bir kitap oldu kendisi. Ve Kağan'ı da içine alarak çektiğim bu resim karesi, en sevdiğim deniz kenarı fotoğrafı oldu. :)) 

Diğer deniz kenarında okuduğum kitaplar, Ekim Yağmurları- Serdar Özkan ve Kelebek Ve İnsanlar- Üstün Dökmen kitaplarıydı...




Yukarıdaki uzun saçlı hallerimi biliyordunuz. Bu Salı günü kestirdiğim saçlarımla bir keyif esnası görüntüsü bu da, birkaç gün öncesi yani. Bu kestirdiğim en kısa saç oldu, küçüklüğümde kestirdiğimiz bebe kesimi saçımdan sonra... :) Yakışmış mı sizce? Ben çok içime sinerek kestirdim ve yakıştırdım da... :)


*Bu resim Google Görsellerden. 

Aslında istediğim bu tarz birşeydi, önleri de uzun olacaktı. Ancak ben yan kahkül de isteyince biraz önler kısa oldu. Önler uzayınca büyük ihtimal böyle olacak zaten dedik. Ama boyunu böyle istiyordum bir süredir ve kestirdim. İçime sindi, kökü de bende yine uzar zaten hayırlısıyla. Meg Ryan sevdiğim yabancı bayan oyunculardan biri. Hem güzel hem de seksi gelir kendisi bana. Ve kısa saçın en çok yakıştığı ünlülerden biri bence... 


Kısa saçımla deniz kenarında çekildiğim bir diğer fotoğrafım bu da. Simamın değiştiğini gözlemleyebiliyorum bende. Annemler elin yüzün açıldı diyorlar, epeydir kestir deyip duruyorlardı da... :) Bende uzun zamandır kestirmeyi istiyordum, ama ancak zamanı geldi. Elden gelen birşey yoktu yani.


Bu da deniz kenarında başladığım ve şimdi okuduğum kitap. Klasiklerden yana önyargılılardanım biraz, birkaç kitap okuyup ancak birkaçını beğenmişimdir çünkü. Ama bu bayramda 3 al 2 öde klasik kitaplar kampanyasında dikkatimi çeken kitaplardan biri oldu bu. İçimden bir his beni yanıltmayacak diyor... Bakalım hayırlısı. :)



Deniz kenarında çekmekten hoşlandığım fotoğraflardan biri deniz dalgalarını yakalamak, diğeri ise Kağan Efe'nin deniz kenarında ve suda oynar, sandalyede ya da havlu üstünde keyif yapar hallerini yakalamaktı. :) 

Şüphesiz deniz kenarındaki en güzel fotoğraf kareleri Kağan'ın olduğu karelerdi. Hele annem ve babamla oynarken ki halleri de bir başkaydı...:) (Maşallah her birine)


Kağan demişken, annesiyle ve annanne ve dedesiyle çekilmiş fotoğraflarını koymamak olmaz. Bu Anne-Oğul, deniz kenarı fotoğrafları. :) 


Bu Dede-Torun ilk denize girdiklerinde suyla oynarken. Fotoğraf karesini yakalama işi annemden... :)



Bu fotoğraf karesini yakalama işi ise babamdan. Ben o gün denize gitmemiştim. Zaten annemler de plaj araştırma işlemi için gitmişlerdi o gün. Ama çekilen resimleri kıskandım doğrusu, süper pozlar var cidden. :)


Ve bu da dünden, Annem Kağan ve ben... :) Güneş gözümüze geldiği için garip bir fotoğraf olmuş, annemle benim gözler kısık. Ama yine de birarada olduğumuz için önemi yok gözlerin ve yüzümüzün kısılmış halde çıkmasının... :)


Deniz Kenarı Sefalarına ait diyeceklerim bu kadar işte. 



Kısacası deniz kenarı anlarını güzel değerlendirdiğimi düşünüyorum; Kitap okudum, Kağan'ın güzel karelerini yakalamaya uğraştım, dalgaları izledim, birçok engelli dostumla tanıştım... Ablam burada iken de; nefis midye dolmalar yedik (kendisine bayılırım, epeydir yemiyordum), Çekirdek çitledik, küçük çaplı su savaşları yaptık ve ablamla yüzmeyi özlediğimi farkederek ablamla da deniz sefalarımızın tadını çıkardık. :)


Tatil güzeldi esasında, ama deniz sefaları ayrı güzeldi. Deniz kenarında okuma yapmayı ve dalgaları izlemeyi özleyeceğim. Ama dediğim gibi çok aramayacağım, balkonumuz denize karşı ne olsa...

Okuduğunuz için teşekkür ederim, Sevgilerimle... :)

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Fotoğraflarla 1 Haftam - #13


Bu hafta, sakin ve eğlenceli geçen bir hafta oldu. Aynı zamanda da, eve dönmeden önceki 2. haftaydı. :) Eve dönüşe az kaldı, kalan zamanları iyi değerlendirmeye çalışıyoruz, bol bol denize giriyor ve akşamları geziyoruz. Bu hafta öne çıkan olaylara bakalım? (Pek bir haber sunucusu gibi oldu ama neyse) :)

1 Hafta nasıl geçmiş acaba? :)

Daha fazla fotoğraf için buraya tıklayabilirsiniz...


Bu hafta çoğu zamanımız denizde geçti, fırsat buldukça da gezmeye çalıştık. Ya deniz sonrası, ya da akşamları gezmeye çıkmaya çalıştık. Ama tam gezmelere Perşembe günü başlayabildik... Kağan bey de Kaleiçi'nde azıcık ucundan külahta dondurma ile tanıştı. Diline dişine soğuk hücum edince, ağzı yüzü mayışan halleri izlenmeye değerdi yanii.. :)


Bu da Kaleiçinin üst kapısında bulunan saat kulesi. :) 


Perşembe günü gezerken, Işıklar Caddesi'nin arka sokaklarında böyle bir yer vardı. Burası daha çoğunlukla balıkçıların olduğu bir yerdi. Ve bu orjinal fikire öylesine bayıldım ki, fotoğrafladım hemen. Bir restoranlar sokağım olsa, mutlaka yapmayı isteyeceğim bir şey artık. Ne diye restoranlar sokağım olacaksa artık? Aynı zamanda bu görüntünün bulunduğu yer tam tabloluk da... =))


Bu da yanlış hatırlamıyorsam, Orıent Bazaar diye geçiyordu. Bir konağı restore edip, hediyelik eşya dükkanı yapmışlardı. Çekme sebebim tamamen eski konaklara duyduğum ilgiden ötürü... Restore edilmeyip, kaderine terkedilen eskimiş bir konağı görmektense, restore edilmiş halini görmeyi ve sahip çıkıldığını görmeyi tercih ederim. :) Sanmıyorum bir eski konakları sevenin ben olduğumu... :) 


Bu Pazar biten kitap Debbie Macomber'in Bir Yumak Mutluluk kitabıydı. Bu hafta yine okuma halleri hakimdi denizde. Ancak sabahları denize gitmeye başladığımızdan beri, kitap götürmemeye başladım denize. Ancak okumaya devam. Geçirdiğim rahatsızlığı atlatmaya başladıktan sonra, eski okuma düzenime çıktığımız tatille geri döndüm şükür. :) İç ferahlığım da eski haline dönmeye başladı böylece...


Pazar akşamı Hatice Yengemlerle beraber, Yengemin ablasıgildeydik. :) Kağan şen şakraktı yine. Ve bu sene ailemize katılan, o çok bahsettiğim bir diğer yengem karşınızda. :)


Ve Yengemin yiğeni Meryem ile Kağan... :) Yani yengemin yiğeni ile benim yiğenim. :)


Artistik gülüşler ve pozlar, elbetteki Kağan'dan. :D Bayılıyorum bu çocuğa, ayıptır söylemesi. Sanırım enerjisi bana çekecek, sağlığı yerinde olsun da... :)


Ve günün sonuna doğru enerjisi biten Kağan, yengemin kucağında uykuya daldı. :) Uyku halleri, vol bilmem kaç... :)


Ve Pazar gününün ve haftanın son fotoğrafı, Meryem ile benden geldi. =) 
Meryem ile güzel anlaşıyoruz biz. Umarım uzun seneler sürer arkadaşlığımız... :)



İşte bir hafta böyle geçti Antalya'da... İçinde bulunduğumuz hafta, bu yaz Antalya'da hayırlısıyla son haftamız... Biten hafta hareketli, bol yüzme ve gezme terapili geçti. Ve bu hafta da bol gezme ve bol denizde yüzme terapisiyle geçecek yine inşallah... 

Ve iyi haberlerim var, şükür ki deniz iyi geliyor kaslarıma yine. Bana ve kaslarıma iyi gelecek en iyi şeylerden biri olarak hep denizi söyler doktorlar. Bu zamana kadar da en iyisi gelen deniz oldu, sudaki hareket özgürlüğümden dolayı... 

Geçirdiğim atak halini daha iyi atlattım. Ancak tatili daha fazla uzatamıyoruz maalesef, fizik tedavi de almam gerektiğinden. :) Umarım bu deniz terapisi, kışı daha iyi ve dinamik geçirmeme, fizik tedaviden daha da fazla yararlanmama sebep olur... :)

Sağlıklı, keyifli ve bol gezmeli bir hafta geçirmenizi temenni ediyorum. 

Sevgilerimle... :)

26 Ağustos 2013 Pazartesi

Bayram Hediyelerim




Son Kitap Alışverişim, bayramın ikinci günü ailecek Antalya Özdilek Alışveriş Merkezine gittiğimizde gerçekleşmişti. O zamandan beridir de bu yazıyı yazmayı planlıyordum aslında. Ama ancak fotoğraflarını çekmek düne, yazısını yazmak da bugüne kısmet oldu... :)

Kitaplarım;

Debbie Macomber - Bir Yumak Mutluluk 
Jack London - Martin Eden
Emile Zola - Meyhane
Stendhal - Kırmızı Ve Siyah


Ve Debbie Macomber'ın Bir Yumak Mutluluk kitabına 1 hafta önce başlamıştım, dün bitti bile. Deniz kenarında da olunca, su gibi aktı gitti. Çok güzeldi, tavsiye edebileceğim kitaplar listesinde kendisi artık. :)

Ancak evdeki Debbie Macomber'ın serisinin bende olan iki kitabından biri olduğundan şüpheleniyorum doğrusu. Umarım evdekilerden biri değildir. Okumaya ilk kitabından başlamak istedim, kitap alışverişi sırasında indirimde iken alayım dedim. Ama ilk kitabını alacağım diye, yanlış almışım. Evdekilerden biri olup olmadığına da, tatil dönüşü eve gidince bakacağım artık. :)


Ve şimdi geriye yanımda 3 kitap kaldı. Dünya Klasiklerinden 3 al 2 öde bayram kampanyasıyla aldığım kitaplardı bunlarda. Bayram alışverişim başta da sıralı göründüğü gibi 4 kitaptan oluşuyordu yani.
Ve tatil bitimine kaldı son 1 hafta... 

Ben bugün başlayacağım demiştim aslında klasiklerden birine. Ancak kararsız kaldım, hangisinden başlayacağıma. Klasikler konusunda önyargılı olanlardanım bende, 6 klasik kitap okuyup yarısını beğenip yarısını beğenmediğimden ötürü...

Bayram üzeri kitap seçerken Özdilek Market'inden, dikkatimi çeken olmazsa almayacağım demiştim babama. 

Karşıma ilk çıkan Emile Zola kitabı olunca, Bir Aşk Hikayesi kitabından ötürü iyi olacağına inandım aldım. Martin Eden'in de hikayesi ilgimi çekti. Kırmızı Ve Siyah kitabı da kitapları üçe tamamlama uğraşımda, son ilgimi çeken kitap olunca aldım 3 klasik kitabımı ekledim kütüphaneme.... Ama sanırım Martin Eden'den başlayacağım. En çok o dikkatimi çekti. :) 


Bakalım umarım klasikler elimde sürünmezler. Ama Martin Eden Ve Meyhane kitaplarından çok umutluyum... Hadi hayırlısı diyelim o zaman... :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...