31 Mart 2013 Pazar

Yapmak İstediklerimin Listesi



Bu Resimle itiraf edebilirim ki; Kylie Minogue sever biriyim. Kıvırcık veya dalgalı saç daha çok yakışıyor ona. Bu sebeple eski hallerini daha çok seviyorum diyebiliriz. :)


Her insanın hayatta yapmak istediklerinin listesi vardır; ya kağıtta yazılı ya da kafasında kurduğu hayallerinde saklı... Ölmeden önce demek istemiyorum çünkü olumsuz bir düşünce gibi geliyor bana. Saçma da olsa, hayatta iken yapmak istediklerimin listesi demek daha iyi geliyor kulağa. :)

Ne diyordum, evet benim de yapmak istediklerimin bir listesi var. Üstelik Allah izin verirse, bu sene yapmak istediklerimin listesini de yazıya dökmüştüm yılbaşında; hem bloğuma yılbaşı yazımda hem de her an elimin altında olabilecek bir köşede bulunmakta şimdi. Yılbaşı yazıma buradan ulaşabilirsiniz... :)


Gelelim benim Hayatta İken Yapmak İstediklerimin Listesine... Bu listenin içinde gerçekleştirdiklerim de var esasında, onları da yazacağım. Ve güncel bir yazı olacak, yani umarım. Gerçekleştirdikçe, üstünü karalayacağım ve zaman zaman da ekleyeceğim maddelerin olacağı bir liste...


Hayatta İken Yapmak İstediklerimin Listesi; (Ailemle sağlık ve mutluluk içinde yaşarken); 

1. Kitap Yazmak; (Küçüklüğümden beri kurduğum ve gerçekleştirmeyi çok istediğim bir hayal. Gerçekleştirebilir miyim bilmem, ancak gerçekleşmese de yazmaktan vazgeçmeyeceğimi biliyorum)

2. Dil Öğrenmek; Neredeyse ana dilim kadar konuşabildiğim bir dil bilmeyi istiyorum.

3. Hz. Mevlana'nın kabrini ziyaret etmek; Bu, bu yaz (2013) gerçekleştirdiğimiz bir hayalimizdi annemle. Bu listenin yazımının bitiminden sonra, gecikmiş bir yazı yazmam gerekecek. 

4. Sahil kenarında veya herhangi bir açık alanda, sevdiklerimle toplanıp ateş yakmak ve şarkı söylemek... (Bu da neredeyse küçüklükten bir hayalim)

5. Azerbeycan'a veya İtalya'ya Gitmek; İkisi de çok gerçekleşmesini istediğim hayal, ama İtalya'nın yeri çok ama çok başka. İtalya'ya gitmeyi daha çok istiyorum, ayağa kalkıp sokaklarında kaybolana dek dolaşmayı da çok istiyorum...

6. Tekne Turuna Katılmak... ; ilk tekne turumu 2016 yazında gerçekleştirdik, kalın mavi yazıya tıklayarak bunun yazısına ulaşabilirsiniz. :) İki kez de bu yaz tekne turuna çıkmak nasip oldu, yazıları burada ve burada...

7. Eskisi Kadar Zayıflamak ve Sağlıklı Beslenme Düzenini Oturtmak;
Ki bunun için çok uğraşıyorum. :)

8. Kahraman Tazeoğlu ile Tanışmak ve Kitabını imzalatmak; Hatırlayacak olursanız, bu seneki Kitap Fuarında gerçekleştirebildiğim hayallerden biri. Annem ve Babam iyiki varsınız... :) 

9. Bir fotoğraf çekiminin başrolünde olmak; Buna biraz daha zaman var. :)


10. İtalyanca öğrenmek

11. İstanbul'a gidip İstinye Sahilinde turlamak;
Bunun hikayesi acayip aslında. Bu listeye girmesine, İstinye için yazılmış olan şiirler sebep oldular. :) 


12. Anıtkabir'i Ziyarete gitmek ve Çiçek Bırakmak; Küçüklüğümde gitmiş olsam da net hatırladığımı söyleyemem.

13. Gitar Öğrenmek; Belki şimdilik bir düş bu ama...

14. Sevdiğim Filmlerden Oluşan Bir Film Arşivi Oluşturmak...


15. Gerçek Aşkı Ve Sevgiyi Bulmak...

16. Cem Adrian Konserine Gitmek

...

Bu Listenin Devamı Gelecek. Gerçekleştirildikçe maddelerin renkleri maviye döndürülecek. Umarım bir çok maddeyi mavi renge döndürebilirim. :) 

Sevgilerimle...

Ya sizin, yapmak istediklerinizin listesinin en belirgin maddeleri neler??? :)) 


29 Mart 2013 Cuma

Kilo Verme Maratonum #4 - Yol Almaya Devam


Kilo Verme Maratonum yazı serimin önceki yazılarını burada bulabilirsiniz...

1 hafta daha geçti, maratonda sürekliliği sağlayalı bu hafta ile beraber 4 hafta oldu. Yani 1 aydır, düzenli besleniyorum. Her ne kadar yazımın adı "Kilo Verme Maratonum" olsa da, bu maratonun bir diğer amacı bundan sonra hayat boyu sağlıklı beslenmek adına...

Bu haftaki yazımda güzel haberler vereceğim sizlere. 1 aydır değişen bir şeyler var ki, bunlar beni hem mutlu ediyor hem de kendime ve sağlığıma karşı daha sorumlu hissettiriyor.


Not: Lıv Tyler Güzelliğine ve gülümsemesine hayran kaldığım oyunculardan. Bu yazıya da gayet uyum sağladı bence... :)

Bu 1 ayda neler mi değişti? Buyrun bakalım neler olmuş;

-Birkaç haftadır, yeme alışkanlığım ve yemek sonrası hissettiklerim değişti. Bu benim için çok olumlu. Zira eskiden acıkmamak için karnımı tıka basa doyururdum. Bu yanlışın farkına vardırıldım. Annem ile karar aldık. Şimdi tıka basa yemektense, doyana kadar yiyip acıkmayı göze alıyorum. Eğer açlık hissedersem de, 1 kase yoğurt ile karnımı doyuruyorum.

-Eskiden acıkmak sorundu benim için. Çünkü yatarken karnım acıkabiliyordu çok sık olmasa da. Ya da ara sıra da olsa birkaç lokma yeme ihtiyacım oluyordu. Ancak şimdi şimdi bir düzen oturttukça bu acıkmalarım azaldı. Bu sebepten mutluyum.

-Kendimi biraz da olsa hafif hissediyorum 1 haftadır. Ya tamam daha ne kilo verdin ki, diyeceksiniz. Düzen oturdu ondan mı, kendimi mi rahat hissediyorum artık bilmiyorum. Ama bir şeylerin düzelmeye başladığını hissediyorum. :)

-Egzersizlerimi aksatmamaya gayret ediyorum. Yaklaşık 2 hafta oldu egzersizlerimi aksatmadan uygulama girişimlerim. Ve sanırım başarılı da olacağım. Sadece hala sürünme egzersizlerime başlayamadım, buna sebep olarak da nefesimin henüz yeterli olamayacağını düşünüyorum. Ama bu hafta yapacaklarımın arasına aldım onu da...

-Bir de son olarak, beyaz ekmek yemeyi kestiğimi eklemeyi unuttuğumu farkettim. Ablamlara geleli 10'undan bu yana, yani 2 haftadır, tam tahıllı ekmek yiyorum. İnanır mısınız bilmem, daha doyurucu gelmeye başladı. Oysa bir zamanlar sevmediğim bir ekmek türüydü.




Bu Hafta;
Bu haftayı değerlendirirsek, itiraf ediyorum dün öğlen canım hamur işi çekti, ve birkaç parça hamur işi yedim. Ancak öğlen, biraz da doyduğum için, akşamı hafif yiyerek geçirdim. Ve kendim uyuyana kadar acıkmadığıma şaşırdım. Azıcık pişmanlık var üzerimde, ancak bir daha yapmam olur biter diyerek geçiyorum bu konuyu. Bunca yaşadığım gelişme için ödül olsun bana. :)

Ama tüm haftaya bakacak olursak, beslenme yönünden az sorun yaşadığım bir haftaydı. Gittikçe alışıyorum sanırım. :)

Durum Değerlendirmesi; 

Tüm bu gelişmelerin yanında, geçmişte biri bana; "İleride o yediğin cips'i, içtiğin cola'yı bırakacaksın, kendi kararının büyük etkisi olarak sağlıklı beslenmeye başlayacaksın ve tüm bunlara sebep ileride hastalığının ilerlemesi ve bu sebeple kilo alman olacak." diye, "Yok daha neler." derdim. Çünkü beslenmeme fazlasıyla annem dikkat ettiği için, ben biraz yasak olan şeylere meyilli ve istekliydim. Bu yüzden Cips'i ve Kola'yı bırakabileceğimi hiç düşünemezdim... :)

Evet bu haftanın yazısını da bitirebiliriz böylece. Daha çok rahatlamayı dileyerek ve bu hafta yerde sürünme egzersizlerime başlamayı deneyeceğimi bildirerek bu yazıyı bitirebilirim. :)


Tabii bir resimle bitiriyorum yazıyı. Bu benim eski zayıf hallerimden. Ama bu yaklaşık 2-3 sene öncesinden. Böyle olmak için çabalıyorum şimdilerde... :) İnşallah olacağım da. :)

Sevgilerimle... :)

27 Mart 2013 Çarşamba

Bu Sıralar


Bu sıra yine boşladım bloğumu biliyorum. Ancak 3 gündür içimde hiçbir şey yapmama isteği çöreklendi, ders çalışma esnalarımda bir türlü odaklanamıyorum. Ondan öncesinde de malum haftasonuydu, ailecek vakit geçirdik. Bu sıralar sadece kitap okumak ve yaşam belirtisi veren hareketlerden (Yemek yemek, su içmek, tv seyretmek gibi tembel işleri) başka bir şey yapmak istemiyorum. :))

Bu sebeplerden ötürü yazamadım bir süredir. Ne yaptıklarıma bakıyorum şöyle de; Annemle beraber yiğenim Kağan ile uğraşırken zaman hızla geçiyor. Ve bu sıra odaklanamadığım derslerimle başım belada...


Bir süredir elimde sürünen İtalyanca Aşk Başkadır'ı bitirmek üzereyim, birçok şeyin fotoğrafını çekmeyi seviyorum... Dışarıda iken önüme geçen bir çocuğun da, elimde okuduğum kitabın da...


Ders çalışmaya gayret etmekte ama bir türlü başaramamaktayım bu sıralar. Dedim ya biraz derslerle başım belada. Bir de neden bilmiyorum, kafamda bir sürü olaylar ve hayallerle geçiriyorum çoğu zamanımı bu sıra, normalden daha çok... Bu Resim zoraki çalışmalarımdan bir kare, ancak başarmış görünüyorum sanki de mi? 


Bu da ders çalışma çabalarımdan bir an. Akıllı defterimin sayfalarının üstünde ünlü düşünürlerin sözleri bulunmakta, alt kısmında ise düşünürlerin kısa biyografileri. Bu söz de benim felsefe dersinden aklımda kalan en sevdiğim sözlerden biridir... :) Ve odaklanma sorununu bu sözden sonra iyice yaşadım o an. Neyse ki konuyu bitirmiştim. :)

Sanıyorum ders çalışmaya uğraşıpta başaramamamın nedeni ve isteksizliğimin nedeni, bunca yıl okumak ve sınavdan çıkıp sınava girmek. E bir de şimdi onca sene örgün öğretim gördükten sonra zor geliyor olabilir Açıköğretim. Benim düşüncem bu yönde en azından. Ama geçici olduğunu hissediyorum bunun. Sebebi sadece yorgunluk...


Geçtiğimiz Haftasonu güzeldi yine, bu haftaya her ne kadar sebepsiz bir yorgunlukla ve isteksizlikle başlamış olsam da... :) Ailemle beraber geçirdiğim her an gibi, çok değerliydi yine...


Yiğenimin ilk kez saçı kesildi bu haftasonu. Babam berbere götürüp, düzelttirdi saçlarını. Aslında hiç kestirilmeyecekti, uzasın diye. Ancak Saçları rahat vermiyordu, gözlerine giriyordu. Bundan sonra uzayacak saçları. Farkettik ki, saçları düzelttirilince tam erkek oldu. (Maşallah yiğenime) :)




Ve Cumartesi günü Carrefour'daydık, kısa bir süreliğine de olsa gezmeye gittik akşamüstü. Ben topluluk içindeyken, daha çok hayallere dalarım. Resim çekip o an'a bakarak iyice düşünürüm diye düşünmüştüm, Avm'den birçok an görüntüledim. Ama istediğim gibi resmi çekemedim. Ancak resimlerden birini düzenleyince hissettiklerimi anlatabilir diye düşündüm.

Hissettiklerim garipti bana göre. Topluluğun bulunduğu bir yerde, birçoğumuz düşünürüz; Bir insan topluluğu ve hepsinin ayrı ayrı dertleri ve hayat hikayeleri var. Hep aklıma gelen bu şeyler, bu Cumartesi daha yoğundu. Hayatları hakkında hayal kurdum, düşündüm. Nedensiz ve sebepsiz bir davranıştı... Ama bu düşünceler beni başka bir şeylerin merakına da daldırdı sonra, kendim ile ilgili. Ve sonra yine hayaller... Belki birgün açılırım burada, o içimdekileri dökerim... :)

İşte bloğuma yazamadığım 6 gün böyle geçti, Cuma gününden bu güne... Bir sonraki yazıda Görüşmek Dileğimle. Sevgilerimle... :)



21 Mart 2013 Perşembe

Diziler Hakkında #1 Gençliğimizin Dizileri...


Gençliğimizde diyebileceğim kadar bir süredir eskisi kadar güzel gençlik dizileri kalmadı. O yüzden bu yazıya "Gençliğimizin Dizileri" adını verdim. Oysa gençlik dizilerine de ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorum ben.

Sizde benim gibi gençlik dizilerini, biraz komedi, biraz ders, biraz hüzün, biraz enerji kokan şeyleri aramıyor musunuz? Ne yalan söyleyim ben çok arıyorum. Zamanında neredeyse günde 1 saatimi dolduracak kadar gençlik dizileri izlediğimi hatırlıyorum ben. Okuldan eve geldiğimde bir gençlik dizisi başlardı, hem izlerdim hem de dinlenirdim.


Geçmişten Günümüze...

En eski olarak hatırladığım; bir Çılgın Bediş vardı, akıllara zarar. Ne eğlenir, ne gülerdik. Oktay'a yapmadığı kalmamıştı, (Oktay, Bediş'in sevdiği çocuk) hem sevdiğinden hem de deli gibi kıskandığından. Hatırlayan olur ama, hatırlamayan da olabilir; Çılgın Bediş'i Yonca Evcimik oynardı. Yonca Evcimik'in şöhreti yakaladığı zamanlardı o zaman. :) Çok güzel bir diziydi.


Çılgın Bediş'i hatırlamayanlar ya da bir daha izlemek isteyenler için, Çılgın Bediş'in Jenerik Müziği...

Sonra sırasıyla hatırlamıyor olabilirim ama; Hayat Bilgisi vardı. Belki çok çok sonrasıydı ama, baya tutundu o da. Yeri gelince de bitti tabii ki.

Ardından bir Acemi Cadı, Öncesinde Kampüsistan, Lise Defteri. Sanırım en çok sevdiklerimden biri de Lise Defteriydi. Konuyu güzel oturtmuşlardı. Her Gençlik dizisinde ve her okulda olduğu gibi Lise Defteri'nin de diğerlerinin de çatlağı boldu. Ben gider en çatlakları severdim. :))

Şimdiki zamanımıza yakın, elle tutulur Gençlik dizi sayısı yok denecek kadar azaldı bu sıralar. Bir Pis Yedili var, işte o kadar. Tv2'de tekrarları verilen Kavak Yelleri var bir de.

Sanırım eskisi kadar dizi dünyamız formunu düşürdü gözden. Güzel denecek kadar diziler var elbet. Ama gençliğe ve komedi isteyen kesime hitap edecek pek dizi kalmadı eskisi kadar. Oysa komediye o kadar ihtiyacı var ki milletimizin. Kötü düşünmeyin hemen, o kadar derdin kederin arasında, hayata mola verdiğinizde akşamları, kendi kendinize gülemeseniz de bir komedi dizisi size yardımcı olsa fena mı olur ki? Haftada 1 gün veya 2 gün. Bence hiçte fena olmaz. Zaman zaman, fazla bir şey düşünmeden gülümsemeye ihtiyacımız oluyor çünkü...


Şimdilerde...




Benim komedi dalında sevdiğim iki dizi var şu an diziler arasında. Birisi Avrupa Avrupa, diğeri de Umutsuz Ev Kadınları. Ki; ikinci söylediğim yarı komedi yarı dram, yani trajik komedi. :) Avrupa Avrupa'ya gelince, son 2 haftadır sanki biraz komedi çapını düşürdü gibi. Başrollerdeki karakterin kavgaları ön planda olduğu için, biraz hüzünlere boğuldular çoğunlukta... Ama yine de favorilerim aynı; Avrupa Avrupa ve Umutsuz Ev Kadınları...

Bir de dediğim gibi Pis Yedili var. Gençler arasındaki İki zıt kutupların, iki zıt düşüncedekilerin diyaloglarını komedi şeklinde güzel ele alıyor.


Neyse diyeceğim o ki; Gençlik dizileri elden gitmemelidir bence. Kitaptan alabildiğimiz kadar bilgiyi eğitici olabilecek gençlik dizilerinden de görsel komedi çapında alabiliriz. Bence gençlik dizileri istenilse, eğitici ve araştırmacı ruhunu ortaya çıkartarak öğretici hale getirebilir. Neden olmasın ki? İsteyince her şey başarılabilir şu hayatta. Amaç, gençliğimize sahip çıkılsın. Gençliğimizi bilebilelim bizde. Sonra vay efendim, niye yabancı gençlik dizilerini izliyor bizim gençliğimiz demeyin. Niye yabancılara özeniyorlar da demeyin. Yabancılar bile gençlerine önem veriyor. Unutmamak gerek...


Aklıma nerden geldiğine gelirsek;

Ben sanırım eski gençlik dizilerini düşünerek arıyorum öyle dizileri. Hep dram üzerine dizi yapan yapımcılara seslenecek olsam; "Hayatın kendisi dram bize başka şeylerle gelin biraz da"derim ben.

Ülkemizde gençlerimizin bir kısmı ciddi anlamda o kadar kitaplara gömülüp kalıyor ki, etkinliklere katılmaya gücü olmayanların da birkaç eğlence ihtiyacını verebilmeli dizi dünyası...

Sevgilerimle... Didem KÖSE :)

19 Mart 2013 Salı

Arkadaşlık ve Dostluk Üzerine #2 - Birini Seversiniz...


Arkadaşlık ve Dostluk Üzerine #1 yazımı burada bulabilirsiniz...

Arkadaşlık ve Dostluk öyle bir olgudur ki, hayatınız her anında bulunur. Ve özellikle de zor anlarınızda sınanır dostluklarınız. Mesela birini sevdiğinizde bazen sizi sınar hayat, dostunuz ile sevdiğiniz arasında bırakır. Bazen de dostunuz birini sever. Ve en nihayetinde başlar dostluğunuz savaş vermeye...



Yani Birini Seversiniz, Ve...

Birini seversiniz, tüm dünyanız değişir birden. Önce ruh haliniz değişir, sonra dünyaya bakış açınız. Ama düşünceleriniz ve tavırlarınızın değişmesi kimi sevdiğinize ve nasıl sevdiğinize bağlıdır. Onsuz olamam artık dediğinizde değişime başlar birden tavırlarınız da… Bunun tek bir nedeni vardır, artık onsuz yaşamayı göze alamamak… Oysa ondan önce nasıl yaşanıyorsa, öyle de yaşanacaktır onsuz...

Eğer onsuz yaşamayı, yani bir önceki hayatınızı kabul edemezseniz, yavaş yavaş değişime başlıyorsunuz demektir. Önce onu kaybetmemek uğruna alışkanlıklarınızdan, davranışlardan vazgeçer, değiştirsiniz. Her şeyi onun isteğine uygun düzenlersiniz. Daha sonra onu kaybetmemek için dostlarınızla kavga edebilecek durumuna gelirsiniz. O sizi üzer, sizde o üzülmesin diye kendinizi üzersiniz... Sonra bir dostunuz gelir sizi teselli etmeye, sizse dostunuzu üzersiniz. Çünkü aşktır bu, öyle düşlersiniz.

Oysa bir söz vardır ki, aşkı en iyi tanımlayan sözdür bana göre. "Aşk sizi değiştirmeyen, size siz olma hakkı tanıyan bir kavramdır." Aşkın yapay halidir sizi değiştirme olgusuna sahip olan.

Konuşuyorum böyle ama yaşadın mı da nerden biliyorsun diyeceğinizi tahmin de edebiliyorum. Gerçek aşkı tatmadım henüz. Benim birilerine duyduğum gerçekti ama bana duyulanlar gerçek miydi bir türlü anlayamadım işte. Gençliğimin bir kısmı bu olgularla geçti belki de. Ama ben hiç değişmedim. Değişmenin kıyısına geldim, o uçuruma düşmedim. Her defasında kolumdan tutan dostlarıma sıkı sıkıya sarıldım. Hayat aşkı yaşamak için güzel bir olgu. Ama dostluk denen şeyi yaşamak, aşkın acısını örten o dostluğu yaşamak, her kişiye nasip olmuyor bunu biliyorum.

Bu yüzden şanslı olduğumu da biliyorum. Beni sevdiğine inandığım ve çok sevdiğim yakın birkaç dostum var. Onlardan birkaçını aşk sandığım duygu yüzünden kırmışlığım oldu zamanında, onlardan tekrar özür diliyorum. Arkadaşlık ve Dostluk Aile ile beraber gelir, artık biliyorum.

Ve ben derim ki Size;

Eğer yanınızda sizinle ağlayıp sizinle gülen, sizi düştüğünüz yerden kaldıran dostlarınız varsa, bırakmayın ellerini. Sıkı sıkı kavrayın, bir çocuk gibi... Dostluk; bulunduğunda bazen umursanmayan ama kaybedildiğinde bir yanınızı da kaybetmiş gibi içinizi acıtan hislerden biridir...

Ve aşk; onla da yaşanıyor, onsuz da. Onun yokluğunu bir dost doldurabiliyor. Ancak dostun yokluğunu doldurmak hiçte o kadar kolay olmuyor... Gerçek Aşka saygımız sonsuz, ancak gerçek aşkta kolay kolay bulunmuyor...



Bunlar benim beraber büyüdüğüm 4 arkadaşım. Seda, Damla, Duygu, Melike... Ve zamanında kırdığım da oldu, kırıldığımda. Tüm herşeye rağmen dostluğumuz bu zamana kadar geldi. Ve hep hayal ettiğimiz şeyler birer birer oluyor. Umarım ilerki yaşlarımızı da görürüz beraber... Şimdi bu yazıyı bitirme vakti. Ailenize ve Dostlarınıza iyi bakın... :) Sevgilerimle...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...