31 Aralık 2012 Pazartesi

2012 Teşekkürler 2013 Hoşgel :)



Bir yılı daha geride bırakmaya 5 saat kadar zaman kaldı. Zaman su gibi akıp gidiyor. (Ve ben bu sözü söylemekten bıkamadım gitti. :) )

2012 Nasıl Geçti?

2012'ye çok teşekkür borçluyum. Bana öylesi güzel duyguları yaşattı ki; onca yaşadığım hüzne rağmen, 2012'yi güzel uğurluyabiliyorum. :) 

Başta, 2012'nin Mayıs ayında Sındırgı'daki küçük ama şirin Üniversitemden mezun olarak, bölüm birinciliği ile ailemi mutlu etmiş olmanın mutluluğunu yaşadım. Ve uzağa da gitmiş olsak birbirimizden ayrılsak da, samimiyetle edindiğim dostlarımı hayatıma tamamen dahil ettim bu sene... Ve sonra döndük evimize yeniden. Babama, ablama, sevdiklerime kavuştum, tamamen, yeniden...

Daha sonra Temmuz ayında ailemizin beklenen üyesini aldık kucağımıza; yiğenim Kağan Efe'mi. Teyzelik duygusunu tattırdı bana. Küçücük bir bebeğin ağlamasına yüreğim acıdı bu kadar derinden, belki de ilk defa. Onunla gireceğimiz ilk yılbaşı olacak bu...
 Hoşgeldin Hayatımıza Kağan Efe'm...

Dayımı Ağustos'ta nişanladık, Kasım'da evlendirdik. 2012 ailemize birini daha kattı, Yengem Hatice ablamı. :) Hoşgeldin Ailemize Hatice Ablam... :)

Bu sene Blogger'a katılmam da, 2012'nin bana kattıklarından. Sevdiğim bir işi yapıyor, yazmaya her zaman olduğu gibi devam ediyorum. :)

Tüm bu güzelliklerin yanında, kötü anlar üzüldüğüm olaylar oldu. Başta sağlığımdan ötürü üzüntüler yaşadım. Sora değişik değişik konular altında yakınımdakilerin tartışmaları oldu, aksiliklerin getirdiği tartışmalar... 
Ama tüm bu sıkıntılara ve aksiliklere rağmen, yaşadığım güzellikler ve hayatıma katılanlar geçirdi tüm üzüntülerimi...


İşte böyle geçti benim için 2012. Su gibi aktı gitti, üzüntüsüyle, sevinçleriyle... :)

Şimdi Yeni bir yıl, Yeni bir umut yine. Farkettim ki, 2012'yi boşa yaşamamışım. Umarım 2013'de 2012 kadar güzel olur, aratmaz 2012'yi...

2013 için dileklerim ve kararlarım var elbet. 

Öncelikle 2013; Sağlık, Sıhhat ve Mutluluk ile Ailem ve Sevdiklerimle dolu bir yıl olsun. Cümlemiz için Barış dolu bir yıl dilerim. :)
Ve Sındırgı'dan sonra ayrı kaldığım arkadaşlarımla kavuştuğumuz bir yıl olsun. 

Ve sonra 2013 için gerçekleştirmek istediğim hayallerim ve aldığım kararlarım var:

1-) Umarım bu sene Zayıflamak: 
Hastalığım dolayısıyla hareketsizliğime bağlı olarak bu sene epey kilo aldım. 
Bu sene verebilme umudum var.  :)

2-) Egzersizlerimi alışkanlık haline getirmek:
İşler güçler derken, hastalığımın da ilerlemesi ile epey hareketsizleşmiştim. 
Biraz toparlandım. Ancak tamamen değil.
Hepsini bu sene çözebilme umudum var.
Bahane üretmek değil de, tam olarak aksatmadan
 alışkanlık haline getirebilmiş değilim maalesef...

3-) Evde İş bulabilmek:
Bu da Yaz bittiğinden beri çok istediğim bir şey.
Ancak, bulamadım henüz... :)

4-) Kitap Yazmak:
En büyük hayallerimden biri bu da... 
Umarım bu sene gerçekleşir, çıkarırım bile kitabımı. 
Girişim çok, ama tamamlanmış değil. :)

Aldığım Kararlar ve Gerçekleştirmek istediklerim bunlar. Ama aslına bakarsanız, Başta dediğim gibi Sağlık ve Sıhhatle sevdiklerim yanımda olduktan sonra, Gerçekleştirilebilir şeyler bunlar. 

Hepimize Mutlu Yıllar Diliyorum. Sevdiklerimizle Sağlık, Mutluluk ve Güzellik dolu bir yıl olsun inşallah... :)

30 Aralık 2012 Pazar

Yılbaşı Yaklaşırken :)



Yılbaşı Geliyor. Bir yıl daha bitiyor... Kutlamayanların birçoğu biz hristiyan mıyız? diyor. Tabii kutlayanların çoğu da hristiyan olarak görülüyor herhalde bu zihniyete göre. Hristiyanlar bizi memleketlerine almadığından burada kutluyoruz zaten. :)

Anlayamıyorum, anlayamayacağım da sanırım. Yeni bir yılın gelişini kutlamak nasıl hristiyanlıkla bağdaştırılabilir... Allah bilir biz yeni yılın gelişini kutlayanlar, Şükran gününü ve cadılar bayramını da kutluyoruzdur. Benden iyi cadı olurdu bu arada ya. :D

Neyse kızgınım biraz bugün bazı zihniyetlere. Birçoğumuz yeni yılın gelişini yılbaşı adı altında kutluyoruz. Bir seneyi daha acılarla tatlılarla bitirmiş olduğumuzu konuşuyoruz. 1 Ocak gününe kavuşmadan önce, " Vay be bu yıl da bitti, ne çabuk geçti." gibisinden laflar ediyoruz...

Ama küçüklüğümden beri geçerli bir şey var ki, o da; şu konuşmalardır:

Atıyorum, "Ahmet yılbaşında ne yapacaksınız? Nerede kiminle olacaksınız?" Derim,
- Biz hristiyan mıyız kızım evimizde olacağız. Bir de Hristiyanların gününü mü kutlayacağız yani? Diye cevabımı alırım çoğunlukla...

E ben hristiyan oluyorum bu konuda de mi? Ne kolaymış hristiyan olmak ya... :D Yılbaşını kutla oldu bitti hristiyansın.

İşte bu zihniyete kızıyorum. Bir de Yılbaşını hatırlıyoruz bilmem neyi niye hatırlamıyoruz soruları soranlar var. Cevap veriyorum hemen.
-Lütfen kendi adınıza konuşun arkadaşım. O sizin sorununuz. Biz hatırlanması gerekeni hatırlıyoruz. Hatırlayan var, hatırlamayan var. Hem neden herşeye önyargıyla bakma seçeneğini benimsiyorsunuz?

Bizim ülkemiz bundan ilerleyemiyor işte. Kutlayan kendine kutlar. Bu kadar basit. Ki artık evrensel bir kutlama olmuş gidiyor bu, Yılbaşını kutluyorsam yeni bir takvim yeni bir yıl... Ötesi mi var? Madem öyle sen kal 2012'de. :D Harbi böylelerini bırakacaksın eski yılda, akılları gelsin başlarına. Ahh nerde? :D

Aslına bakarsanız bir de şu var. Müslümanlık olduğu kadar, bu Dünyada bir sürü din var. Ve bir sürü de özel gün var. Özel bir güne karşı gelmek istiyorsanız, Anneler ya da Babalar Gününü kaldırmayı deneyin. Bir sürü annesi babası olmayan veya annesini babasını kaybedenlerin canı yanmıyor mu sizce o günde...

Dünya'da bir sürü din var demiştim, Hristiyanlık, Budistlik, Mesnevilik, Yahudilik, ve daha nicesi. Hristiyanlığın da bizim Kur'an-ı Kerimimiz gibi kitabı var İncil. O da vahiler tarafından indirilmiş. Sen ne demeye çalışıyorsun derseniz; Hristiyanları da yaratan rabbimizdir. Neden Hristiyanların gününü kutluyoruz diyorsunuz ya, Yoksa siz Allaha Şirk mi koşuyorsunuz? Aaa durun şakaydı sakın bana kızmayın. Sizin yaptığınız aynı benim bu yaptığımın bir benzeri. Gidip kulağı tersten tutmak. :)

Fazla uzatmayacağım. Okuyup da bana kızan olur mu bilmiyorum. Ama ben ülkemde en çok bu konu yüzünden rahatsızım. Herşeyi ayrı noktalara çekmekte üstüne tanımıyorum ülkemin insanlarının...


Gelelim, Sen neden kutluyorsun derseniz konusuna;

Ben abzürt bir şey görmüyorum bu noktada. Bir yılı daha sevdiklerimle geçirmişim, yeni bir yılda da onlarla beraber olmak için can atıyorum. Yeni yılı, yeni bir umut olarak görüyorum... Ailemle geçirdiğim her gün gibi, yeni bir yıla Allahımın izniyle girebilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Lütfen çok görülmesin benim gibi düşünenlere...

Birçok hayal kuruyorum yeni yıl için, sevdiklerimle güzellikler yaşamak adına. Ve eğer kötü anılar yaşadıysam geçtiğimiz yılda, hem hüzünle hatırlıyorum hem de üzerinden geçen zamanın acımı azıcık olsun dindiriyor olduğuna hayret ediyorum... Neler yapabildiğime, bir yılı dolu dolu mu, yoksa bomboş mu geçirdiğime bakıyorum, sonuca göre yeni sözler veriyor yeni kararlar alıyorum... :)

Aslına bakarsanız, ben ağaç süslemeyi de yadırgamıyorum. Bence kötü anlam içermiyor. Yabancılar süsler değil... Herkesin kutlaması kendinedir sonuçta. Evet bu zamana kadar bizim evimize de Çam Ağacı girmedi. Ama okulumuzda ağaçlar ve sınıflar süsledik. Hediye çekilişleri yaptık. Güzel bir olay...


Yılbaşı bebeği, Maşallah ne de tatlı. :)
 Bu yazıdaki resimler Google Görseller'dendir.

Fazla uzatmayacağım diyorum ama tutamıyorum kendimi işte. Kusuruma bakılmasın lütfen. Bu arada cidden kafanızı patlattıysam özür dilerim. :) Ama yazmasaydım, anlatmasaydım patlayacaktım. :)

Yeni yılda, yüzünüzde gülümsemeniz, sağlığınız, mutluluğunuz ve huzurunuz eksik olmasın. Mutlu Yıllar.  Sevgilerimle...

Ya Siz; yeni yıl için neler düşünüyorsunuz? :)

29 Aralık 2012 Cumartesi

Anlatacaklarım Var...

Bilindiği üzere (ya da bilinmiyor ise söyleyeyim :)), bu sıralar fazlasıyla kitaplarımın geç gelmesinden ötürü geç aldığımdan ötürü, gecikmeli başladığım vizelere çalışma stresi ile dolup dolup taşmaktayım. O yüzden anca yazabiliyorum. Anlatılacak elbet bir şeyler var. Ama maalesef yarına kaldı yine.

Yazmak zorunda kalayım diyerekten bugünden girizgah yapayım dedim. :) Yarına bir sürü yazı yazacağım inşallah. Ama öncelikle bu sıralar ders yoğunluğum fazla, söylemeliyim. Göstermek gerekirse;

İşte aynen bu hallerde ders çalışmaktayım bir süredir... :) Ben yazarak çalışanlardanım.

Umarım yeni yılda yazılarımı gecikmeli yazma alışkanlığımdan kurtulurum. Alışkanlık gibi oldu yani artık. :) Yarına çalışılacak 1 ders daha kaldı şimdi. Sonrasında tüm çalıştığım derslerin ayrıntılarına gireceğim. Geç başlayınca önden bir vizede sorumlu olunan üniteleri önceden özet geçerek çalışmam gerekti.

Dedim ya anlatacaklarım var. Yarın görüşmek üzere... Sevgilerimle...

25 Aralık 2012 Salı

Sındırgı'dan Sonra Alışma Süreci

Sındırgı'dan döneli; 2 senelik örgün öğrenimi annemle bitirip yaşadığımız şehre evimize döneli; 6 ay bitti, 7. aya girdik. 2012 bitmek üzere bile.Ama alışmasına alıştım mı bilemiyorum bazen.

2 yıl... Dile kolay geliyor söylenmesi ama, o 2 yıl tüm anılarıyla, ayrılmalarıyla, kavuşmalarıyla, bekleyişleriyle, gün saymalarıyla geçti...

Şimdi bazen hem okulun bittiğine inanmak zor, hem de geri döndüğümüze. Orada kurulan dostlukları özlüyorum ara sıra. Döndüğümüze mutluyum mutlu olmasına, ama orada yaşadığımız günleri, zorlukları ve mutlulukları unutamam asla...

Sındırgı; benim için öyle güzel deneyimler ve anılarla dolu ki, unutulması çok zor. Hayatımın değişik deneyimlerinden birini, Üniversite hayatını o küçücük kasabada yaşadım. O çok güzel insanları, arkadaşlarımızı, komşularımızı orada tanıdım. Anılarıyla, üzüntüleri ve sevinçleriyle, Anne ve Babamla gezdiğim dört bir köşesiyle (Her ne kadar küçük de olsa), orada 2 yıl geçirdik biz. Annemin ve benim cesaretimizle, babamın bize olan güveni ve desteğiyle....

Ya bu alışma sürecin hala mı bitmedi derseniz; bitmesine bitti gibi ama özlüyorum ara sıra, Sındırı'yı ve dostlarımı...


Sizce böyle güzellikleri 2 yıl yaşadıktan sonra, unutmak o kadar kolay olabilir mi? :) 

Sanırım bu Sındırgı meselesi daha bir süre sürer bende. Resimlere gelince, İlk resim Emendere-Saklı Cennet, İkinci Resim Çaygören Barajının eski tarihi köprüsü, Her ikisi de Sındırgı Sevdalısı grubundan alıntıdır. Üçüncü görüntü canım arkadaşım Buket'imin çektiği Sındırgının nadide bir başka görüntüsü, :) Ve son görüntü de o ilk karşılaştığım anı dahi unutamadığım girişinden bir görüntü... 

Sındırgı; Eşsiz doğası ve güzelliği, içinde barındırdığı yerlileri ve kendine çektiği öğrencileriyle, unutulmayacak küçük bir kasaba. Gezmeye kalksanız gezilecek değil yaşanacak yerleri çok bence. Şimdi dostlarımızdan ve Sındırgıdan ayrıyız, annemle. Ama biliyorum ve biliyoruz ki, Sındırgı'yı hiç unutmayacağız... :) 


21 Aralık 2012 Cuma

21 Aralık

3 dakika itibariyle 21 Aralık'a girmiş bulunuyoruz. Kıyamet dediler dediler geldik bugüne kadar. Gün sayan, tedbir alma telaşında olan, ve daha nicesi oldu bugüne kadar. Kıyamet kaçınılmaz olmayacak mı zaten, neyin kurtuluş savaşını veriyor bazıları anlayamadım bunca zaman. :)

Neyse durum şu ki; yapılan şakalara ve esprilere gülmekten alamadım yine de kendimi. Örneğin; Şirince konusunda yapılan birçok şaka oldu. Şirincede bir şey olmayacağını, ya da küçük oranla kurtulacaklarını... Şu espri çok güzeldi ama paylaşmalıyım sizlerle... :)


Bol neşeli ve mutlu günler diliyorum. İyi geceler. :)


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...